Bağlantılar

• Anasayfa

• Profilim

• Felsefe
• Siirler
• Dünya Edebiyati
• Veciz sözler
• Resimler
• Türk Edebiyati
• Sarki Sözleri
• Bilgi/Dagarcik
• Mitoloji
• Fikir Kirintilari

• İstatistikler

Arkadaşlarım
 • amandaaman
 • ayfer
 • siiradami
 • BaySiir
 • siirgezegeni
 • sevilayyorulmaz
 • azadjiyan
 • sairim
 • __YILDIZ__
 • siirburda


İstatistik
Hit
:
6410




amandaaman // Fikir Kirintilari
(1-2-3) HOSGÖRÜ / Erdem / Önyargi

Hosgörü

HOSGÖRÜ / Erdem / Önyargi (1 - 2 - 3)

Yasadigimiz toplum icinde insanlarla ilgili tanimlar yapiyoruz.
Sürekli olarak disimizla ugrasip, pek cok seyi tenkit ediyoruz.
Ayrintilar icinde bogusuyoruz.
Mevcut
enerjimizi süratle tüketiyoruz.
Tenkit etmeye yanasmadigimiz bir kisi var, o da kendimiziz.
Biliyoruz ki, temelde her sey, insanin kendini tanimak istemesiyle baslar.
Bu istegin merkez olması gerekir.
O halde ne yapmamiz gerekiyor?
Bu sualin cevabi çok sade ve aciktir.
Dünya hayatinin icaplarindan biri nedir?
Hata…
Hatalarimiz.
Ruh denen varligin hata yapmasi cok dogaldir.
Deneyim noksanligi hatalarimizin sebeplerinden biridir.
Hatalarimizla birlikte acisini da yasiyoruz.
Kendimizden hareketle ve yasam icinde gelisme imkanlari elde etmenin cabasi icinde olmaliyiz.
Cok defa baskalarinin yanlislarina, ters davranislarina karsi saygi göstermek, fikir ve fiiller karsisinda kirici ve alayci olmadan, yumusak ve sefkatle hareket etmek gerekliligini duymak, h o s g ö r ü l ü olmaktir.
Ancak insanin kendi kanaatlerini terk etmesi ya da onları ortaya koymaktan, savunmaktan, bir fiil cikarmaktan sakinmasi seklinde anlasilmamalidir.
Her cesit siddet ve hile yollarini kullanmaktan kendini alikoymalidır.
Varlıklar birbirlerine saygi duymalidir. Ama bu saygidan dünyasal kariyer ve yas büyüklügüne saygi duymak gibi kavramlar anlasilmamalidir.
Her varlik kendi görgü, bilgi ve tecrübesi oraninda fikir ve fiile sahiptir.
Ve bu görgü tek bir dogusla, tek bir laboratuarda (Dünya’da) kazanilamaz.
Hayati anlamak için bir cabamiz olmalidir.
Yetiskin insanlar olarak, yasamimiz farkli seviyede bir oyundur.
Varliklara degisik okullar ve okullarin ögrenim devirleri içinde imkanlar verilir.
Her varligin içinde bulundugu realitenin kendine özgü arzu ve istegi vardir.
Bu dogrultuda hakikat nedir?
Tekamülü kavrayis ve bu gidisin farkina varabilmek.
Degisik sürecler içinde her seyin mümkün oldugunu kavramak önemlidir.
Hakikate yakin olanlarin, olmayanlara iyi niyet, anlayıs, sefkat ve sabir ile muamele etmesi gerekir.
Gerçek h o s g ö r ü burada baslar.
“Bilenle bilmeyen bir olur mu? ” denilmistir.
Bilenin bilmeyene gösterdigi sabir, bir bilgiye dayalidir.
Varlik yalniz bunu ögrenmek için defalarca, tekrar tekrar dogmak durumundadir.
Ruh denen varlik kendisine karsi h o s g ö r ü l ü olmalidir.
Ama bu h o s g ö r ü tevillere sapmak, yanlislarini görmezlikten gelmek anlaminda alinmamalidır.
Cıplak olarak yanlisimizi ve dogrularimizi görebiliyorsak, baska varliklara kusur bulmayiz.
Tabii temelde varlik sevgisi yatar.
Dogasi itibariyle varlık, vicdani ile degil, nefsi ile hareket eder. Vermekten cok almak ister.
Egonun hakimiyeti kisiyi yönlendirir.
Korkular varligi sinirlar.
Diger varliklari onlar da yaratilandir diyerek, birer ruh varligi olarak göremez.
Madde ile olan siki iliski bunu önler.
Ruhsal rehberlerin tahammülleri, h o s g ö r ü n ü n en yüksek görüntüleridir.
Suur alanlarimiz sinirli oldugu için bir üstümüzü rehber almamiz icap eder.
Tövbe nedir?
Bu suali de sormamiz gerekir.
Kisaca tövbenin ilahi dayanagi “ E v r e n s e l H o s g ö r ü ” prensibidir.
Tekrar tekrar gelisimiz ve cok degisik imkanlar icine sokulmamiz tesadüf müdür?
Ruhsal rehberlerin bilgiye dayalı müsamahalaridır.
Zira bilgisizlikten dogan hata h o s g ö r ü y ü hak eder.
Fakat kisisel cehit tamamen bir kenara itilmemek kaydiyla olur.
Biz birbirimizden üc (3) boyut icinde bir seyler saklayabiliriz.
Ama ruhsal idareciler icin bu laboratuarin kapisi her zaman aciktir ve deney tüpleri her zaman onların gözü önünde ve elindedir...

Erdem


(2) ERDEM / Önyargi / Hosgörü

Erdem kavrami, felsefe tarihinin baslangicindan beri yer alir.
'İnsanin ve yasamin anlami nedir? ' sorusuna verilen felsefi cevap baslangicta 'erdemli olmak' olarak belirtilmistir.
Örnegin mutluluk yasamin temel amacidir ve mutluluga ulasmanin yolu erdemli olmaktan gecer.
Bu düsünceye göre erdemli olmaksa ancak bilgi sahibi olmakla mümkündür.

Antik Cag,da erdem:

Sokrates, Platon, Aristotales felsefi etkinliklerinin önemli bir bölümünü erdem konusu üzerine yürütürler.
Mutluluk ve erdem birbirleriyle ilintili iki önemli kavram olarak ele alinir.
Sokrates yasamin ve dolayisiyla ahlaksal eylemlerin amacinin mutluluk oldugunu belirtirken, bunun bilgi ile mümkün odugunu ileri sürer.
Dolayisiyla erdemli olmak bilgi sahibi olmakla olanaklidir ve bu da mutluluk saglayacaktir.
Kibrisli Zenon, mutluluk icin erdemli olmayi yeter sart olarak ileri sürdügünde bu düsünceyi acikca belirtir.
Benzer sekilde yaşamin temeline acidan sakinmayi ve mutlu olmayi koyan Epikurosculuk da, baska bir acidan böyle bir temel ilkeye dayanir: 'komsun farkina vardiginda utanacagin bir şey yapma'. Bu yaklasim, erdemli olmayi, mutlulugun temeline bu sekilde yerlestirir.
Bilgi insani erdemli yapar buna göre, cünkü ahlaki anlamda dogru davranmayi saglayacak olan sey bilgidir.
Daha sonralari giderek ahlak felsefesinin kavramlarindan biri olarak yer edinmistir.
Buna göre erdem, hangi davranislarin insanca ya da kabul edilir oldugunu belirten bir kavramdir.
Ahlaki dogruluk erdemli olmakla bir anlamda tutulur bu anlamda.
Bu genel tanimin ötesinde ahlak felsefeleri farklı sekillerde bir erdem anlayisi gelistirmişlerdir.
İyi-kötü, dogru-yanlis kavramlarinda görülen topluma, yere, zamana göre farkliliklar, beraberinde erdem kavraminin da farkli sekillerde düsünülüp anlasilmasini getirmistir.
Bircok filozof erdemi bu anlamda felsefenin merkezine yerlestirmistir.
Buna göre erdem, istenc ya da iradenin ahlaksal iyiye yönelmesidir...

Önyargi


(3) ÖNYARGI / Hosgörü / Erdem

Hayatimiza yön verebilmeyi becerebilseydik eger gecmise dönüp gelecege bakmazdik!
Gecmiste güzellikler-cirkinlikler yasanmis ve bitmistir.
'Bugün icin' gecmiste yasanan olumsuzluklardan nasibini almamali.
Nefes alip-vermenin güzelligini idrak edip daha iyi ve refah zamanlara yol almali.
Eskiden ideolojiler hüküm sürerdi.
Artik ideolojiler hükmünü yitirmekte akil-mantik yerini almakta.
Hatalar biz insanlar icindir.
Telafisi cok cabuk ve basittir!
At gözlügünden degil kalp gözlügünden bakmali ve vicdana danismali bütün olumsuzluklara.
Önyargi, insan kalbini cendereler icinde sikar, aci verir, isyana tesvik eder.
Bir konuya önyargili yaklasim icinde bulundugunuz an icinde, toplumsal-sosyal kurumlarda sevgiden bahsederken sevgisizliginizi ele verir!
Bu dünyada aci ceken 'bir tek siz degilsiniz' Cekilen acilar devamliligi önyargi hallerin ürünüdür!
Önyargi bir insana ömür boyu kin, nefret ve hosgörüsüzlük asilar.
Ne kadar ' ben vicanliyim-hosgörülüyüm ' derseniz deyin, görünmeyen yüreginiz her kelimenin arasindan' Önyargi Cirkinligi ' olarak daima siritacaktir...
...bir hikaye aktarayim örnek olarak.

Bir zamanlar dört (4) Oğlu olan bir adam varmis..
Cocuklarinin çok erken karar vermemeleri ve önyargili olmamalari için onlari bu konuda egitmek istemis.
Böylece her birini uzak bir yerde duran Agacin yanina gidip ona bakmalarini istemis..
İlk oglan Kisin gitmis, İkincisi İlkbahar, ücüncüsü yazin ve sonuncusu sonbaharda.
Geri döndüklerinde hepsini bir araya cagirmis ve ne görüklerini sormus.
İlk Oglan Agacin cok cirkin, yasli ve kupkuru oldugunu söyledi.
İkinci oglan Hayir yesillikle doluydu ve canliydi dedi.
Ücüncü oglan baska fikirdeydi.
Cicekleri vardi ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhtesemdi ki daha önce hic böyle bir sey görmemisti.
Sonuncu Oglan hepsinin haksiz oldugunu ve agacin meyvelerle dolu, canli ve hayat dolu oldugunu belirtti.
Yasli Adam Ogullarina hepsinin hakli oldugunu söyledi.
Cünkü hepsi farkli mevsimlerde agaci görmeye gitmisti.
Onlara bir Agaci veya bir İnsani, kisa bir süre veya bir mevsim tanidiktan sonra yargilayamayacaklarini anlatmaya calisti.
Yada neye sahip olup olmadiklarini.
Gercekleri ancak sonunda, dört (4) mevsimi gördükten sonra görürsünüz.
Eger kisin vazgecersen İlkbaharin nimetinden olursun, Yazin Güzelliginden ve Sonbaharin bütünlügünden de.
Bir mevsimin acisinin, diger güzel mevsimleri parcalamasina izin vermeyin.
Hayatinizi bir mevsim (bir dönem) yüzünden yargilamayin.
Unutmayin ki ilerde su an ki zamani arayabilirsiniz ve daha güzel günlerde yasayabilirsiniz...

Arastirma-Arsiv-Kayit-Edit: Yakup Icik


devamı ..

yorum ( 0 )
13.08.2008 15:19:51
Kategori: Fikir Kirintilari