fıkralar-16-

 

ÇALIKUŞU FİGEN RADYO CANLI YAYINDAYIM TIKLAimg362/4075/animasyon23mzikdinleyenlt9.gif 

 

 

                                                            YORUMLAR BURAYA:)

Adamın biri kendisinden para isteyen dilenciye:
"Ben sokakta dilenen kimseye para vermem." diyenice dilenci;
"Ne yani, sizden üç kuruş para koparabilmek için büro mu açacaktım...

Erzurum'da ermenilerin olduğu dönemde, kurban bayramı. Erzurumlular kurban kesiyorlar, bunu gören ermeninin biri arkadaşına;

- Ben de kurban kesmek istiyorum, der.

- Olur mu saçmalama. Sen müslüman değilsin, kurbanı niye keseceksin ki? diye karşı çıkar arkadaşı.

Tabi ermeni kararlı, gidip bir inek satın alır ve eline bıçağı alıp ineğin başına gelir. Elindeki bıçakla ineği ve kendini kan revan içinde bırakır ama bir türlü ineğin canı çıkmaz. Bunun üzerine ermeninin arkadaşı yanına gelip;

- Ya bu kadar işkence çekeceğine git şu karşıdaki müslüman kahvesine bir tanesinden rica et gelip kessin, der.

Ermeni elinde bıçak üstü başı kan içinde kahveye girer.

- Bir müslüman arıyorum, der.

Kahve halkından biri korkudan "Ca..ca..camiye gittiler, burada müslüman yok" der.

Adam camiye gelir ve içeri girip, " Müslümanlar buradaymış, öyle mi?" der. Cemaatte çıt yok. Sonunda dayanamayıp arkası dönük olan hocayı gösterirler. Ermeni hocanın karşısına dikilir; "Burada tek müslüman sensin heralde". Hoca kanlı bıçağa bakar ve "Çim? Ben?... Bene müslüman diyenin celmişini ceşmişini...."
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-

İdris, Nuh diyor peygamber demiyordu:
- Okuyup da ne olacak penum oğlan? Ha bu dükkanda duracağına göre, okuma yazmanın heç cerekliluğu yoktir. Bir, içi, uç diye saysa yeter.
Komşuları ısrar edip duruyorlardı:
- Olur mu canum, diyelim ki onu dükkanda bırakup kahveye cittun. Dükkana da dört adam celdu. Uçten fazla sayamazsa celup sana ne diyecek?
- Uyy, bu da mesele mi yani. Celur, "Baba, uç kişi celdu, yanlarında bir herif daha var" der.
-
-
-
-
-
-
Tanrı tanımamayı hayatında en büyük övünç haine getirmiş bir ateist
adam bir gün ormanda gezerken gördüğü güzellikler
karşısında her zamankinden fazla hayrete düşmüş ve 'Evrim ne
güzellikler yaratmış!' diye düşünüp tabiatın yüzyıllarca süren
devinimle bu hale gelmesinin sandığından daha zor olduğunu kavramış.
O böyle dalgın dalgın yürürken aniden arkasında kocaman bir ayı
belirmiş. Ayının boluklarını hissseden adam bütün gücüyle
tabanları yağlamış. Ayı örkada bizim aetist önde uzun süre koşmuşlar.
Dakikalarca süren bir kovalamaca uzadıkça ayı aradaki
mesafeyi kapatmaya başlamış.
Ayının gittikçe yaklaştığını fark eden adam da gittikçe artan korkudan
doğan telaşla koşarken nereye bastığını bile göremez
hale gelmiş. Derken ayağı bir dal parçasına takılmış ve düşmüş. Ayı o
anda atlamış avının üstüne. Adam havadan üstüne inen
dev penceyi gördüğü anda hayatında ağzına almadığı bir kelimeyi
haykırmış; Tanrım!
Fıkra bu ya. Bu kelimenin bir ateistin ağzından dökülmesi ile ile
herşey bir anda donmuş. Ayı havada asılı kalmış. Adam
şaşkın şaşkın etrafına bakınırken bir ses ona hitap etmiş: "Ey Allah'ın
kulu. Yıllarca ona inanmadın, yaratılışı kozmik bir
tesadüfe bağladın, Allah adının geçtiği meclislerden kaçtın ve ona
inanları aşağılayıp bir de bunu böbürlenme vesilesi
yaparak ömrünü heder ettin. Ve şimdi başın şıkıştığı anda ondan yardım
istiyorsun. Yine de onun sonsuz merhameti sana kucak
açıyor. Şu anda iman edersen öbür cihanda seni cennetine kabul edecek'
Adam iman etse bile öleceğini anlayınca, bir zeka oyunu ile bulunduğu
durumdan sıyrılıp hayatın güzelliklerinden
yararlanmaya devam edebileceğini düşünmüş. İç pazarlığından sonra "Yok
ben can havli ile öylesine bağırmıştım. Ama eğer
tanrının varlığına imam etmem isneniyorsa onun mucizelerini görmem
gerekiyor. Eğer bu kudret bu kadar güçlü ise şu an beni
yemek üzere olan AYI'yı imana getirsin" demiş.
Ses ona, 'emin misin, o her şeyi bilir ve görür ona göre düşün' demiş.
Adam, 'Eminim' demiş. Ve tabiat yeniden canlanmış. Ayı kocaman bir
külçe halinde adamın üstüne düşmüş. Avını bacaklarının
arasına alarak üstüne oturmuş ve ellerini gökyüzüne açmış ve duaya
başlamış:
"Allahım, sana hamdolsun! Senin rızan için oruç tuttum ve senin
verdiğin rızıkla senin rızan için orucumu açıyorum...
__________________
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-

Adamla kadın *** bir restoranda evlenme yıldönümlerini kutluyorlar... Yemeğin tam ortasında masaya çok seksi fevkalade hoş bir kadın geliyor...Adam ayağa kalkıyor, kadını öpüyor ve sonra gayet sakin masaya tekrar oturup yemeğe devam ediyor... Karisi komada... Kızarıyor, kızıyor, patlamaya meyyal yanardağın patlama öncesi çıkardığı sesi anımsatan bir ses tonuyla:
-Kimdi bu kadın? diyor...
Adam gayet sakin: metresim, diyor.
Kadın iyice krizde,
-tamam, her şey bitti, boşanıyoruz, gidiyorum hemen, diyor...
Adam gayet sakin:
-Tamam git, ama giderken evin, arabanın anahtarlarını bırakıyorsun, diye cevap veriyor...
Kadın durumu ölçüp biçerken, masaya gene otuzlarının baslarında fiştik gibi bir hatun yaklaşmaz mi???
Adam yine ayağa kalkıyor, yine kadını öpüyor ve bir iki fısır fışırdan sonra, kadını yolluyor...
Kadın yine hiddetle,
-Eeee, bu kadın kim o zaman? diyor...
Adam,
-Bu da benim ortağın metresi, diye cevap veriyor...
Kadın bu laf üzerine biraz düşünüyor ve sonra: -Bizim metresimiz daha güzel, diyor...
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Ormanda dolasan 2 avcıdan biri birden bire yere düşer. Arkadaşı, düsen adamın nefes almadığını ve gözlerinin ferinin söndüğünü görür. Bunun üzerine telefonla acil yardımı arar.
’’Arkadaşım öldü, ne yapabilirim’’ diye sorar.
Telefondaki ses yanıtlar:
’’Sakin olun. Size yardim edebilirim. Ama önce arkadaşınızın ölüp ölmediğinden emin olalım.’’
Telefonda bir süre sessizlik olur ve bir silah sesi işitilir. Avcı telefonu tekrar eline alır ve söyle der:
’’Evet, tamam.kesinlikle öldü. Simdi ne yapacağım?’’
-
-
-
-
-
-
-
-
-

İki arkadaş yolda yürürken biri kilisenin önünden geçtiklerini farketmiş. Diğerine;
- Sen burda bekle ben günah çıkarıp gelicem
Kasaba küçük olduğundan herkes herşeyden haberdarmış.
Adam günah çıkarılan bölüme girmiş. Papaz sormuş;
- Ne günah işledin evladım
- Zina yaptım peder
- Kiminle falan adresde bi iş var onunlamı
- Hayır
- O zaman filan yerde yeni boşanmış bi kadın var, onunlamı
- Hayır
- Tamam anladım, şu sürekli içip gün boyu sarhoş gezen falancanın karısıyla dimi...
- Ya hayır peder, günahı mı çıkarda gideyim.
Adam günah çıkarır ve dışarı çıkar. Dışarda bekleyen arkadaşı hemen tebrik eder:
- Canım arkadaşım. Bak günahlarını çıkardın tertemiz oldun.
Bizimki:
- Yok ulan yok, günah çıkarmadım ama çok sağlam üç adres buldum, koş.
-
-
-
-
-
-
-
Kekeme bir adam bir gün Tophane'de bir at ölüsüne rastlamış. Polisi aramış:
-İiiiiii iiiiiiyi gügügünler...Bubububrarada bir aaaat öölüsü var....
Polis:Nerede?.. demiş
Kekeme: Totototototo...tooop......
Polis: Topkapı'da mı? demiş.
Kekeme: Haaayır.....
Polis: Aman be! demiş ve çat diye kapatmış.
Biraz sonra kekeme tekrar aramış:
-İiiyi günleleler...Buburaradada bibir at ölülüsü vaaar. ..
Polis: Nerede kardeşim? demiş.
Kekeme: Tooooooop... tototop....top...
Polis: Topkapı'da mi? demiş.
Kekeme:Hahahaaayır...
Polis: Yeter be! deyip,tekrar kekemenin yüzüne kapatmış.
Aynı konuşma 9 defa geçmiş aralarında,aynı şekilde biterek...
Kekeme aramayı bırakmış.Polis Oh! Be.... diye rahatlamış.
İki saat sonra telefon çalmış.Polis açmış.Karşıda bir ses:
-iiiiiyiyi gügünleler..buburada bibir aaat ölüsü vavar...
Polis: Nerede?...diye sormuş.
Kekeme: Tooooo....toootoop...top..top...
Polis: Topkapı'da mı,kardeşim? demiş.
Kekeme: Ooooraraya gögötürdüm....
-
-
-
-
-
-
-
-
Temel aksam evde ogluna sorar:
-Bugün okulda ne yaptiniz?
-Dinamit yaptik.
-Yarin ne yapacaksiniz?
-Okulu yeniden yapacağiz.
-
-
-
-
-
-

Bayan O'Dunigan, Dublin'de O'Connel Caddesi'nde yürüyordu.. Karşıdan da rahip O'Rafferty geliyordu..
"Merhaba" dedi, rahip.. "Nasılsınız?.. Bay Dunigan nasıl?.. Sizi iki yıl önce ben evlendirmemiş miydim?.."
"Evet" dedi, Bayan O'Dunigan..
"Bebek" dedi, rahip.. "Bebeğiniz oldu mu, küçük O'Duniganlar?.."
"Maalesef" dedi, Bayan O'Dunigan.. "Henüz bebeğimiz yok.. Oysa öyle istiyoruz ki?.."
"Gelecek hafta Roma'ya gidiyorum" dedi, rahip.. "Vatikan'daki büyük kiliseye sizin için bir mum dikeceğim.."
"Teşekkürler Sevgili Rahip" diye adamın ellerini öptü kadın.. "Size minnettar olacağız.."
Birkaç yıl geçti aradan.. Kadınla rahip bir daha karşılaştılar..
Rahip merakla sordu:
"Bebeğiniz oldu mu peki?.."
"Oldu" dedi, kadın.. "Sekiz yılda üç ikiz, dört de tek doğurdum.. 10 çocuğumuz var.."
"Harika" dedi Rahip.. "Harika.. Mucize işte bu.. Peki, o şirin kocanız ne yapıyor?.."
"Roma'ya gitti, dün" dedi kadın.. "Sizin yaktığınız o Allahın belası mumunuzu söndürmeye.."
-
-
-
-
-
-
-
-
Büyük köpek maması fabrikatörü, şirketinin bütün müdürlerini, fabrikasının bütün şeflerini, Amerika'nın tüm eyaletlerine dağılmış satış temsilcilerini, reklam, halkla ilişkiler görevlilerini toplamış.

Kürsüye çıkmış. "Bu ülkenin en büyük köpek maması fabrikası kimin" diye bağırmış. Yüzlerce kişi bağırarak cevap vermişler: "Bizim..."

Patron gene sormuş: "Besin değeri en yüksek köpek mamasını kim üretiyor?" "Biz" diye haykırmış kalabalık.

"En çarpıcı, en göze batan paketi, kutuyu kim yapıyor?" "Biz" diye haykırmış kalabalık.

"En büyük reklam kampanyasını kim yapıyor" diye bağırmış patron. "Biz" diye yanıt gelmiş gene hep bir ağızdan.

"En büyük süpermarketten en ücra köydeki bakkala en iyi dağıtımı kim yapıyor?" diye bağırmış patron. "Biz" diye haykırmış salon.

"O zaman" diye gürlemiş patron. "O zaman niye satamıyoruz bu mamaları?" Salondaki ölüm sessizliğini arka sıralardan gelen cılız bir ses bozmuş. "Lanet olası köpekler yemiyorlar ki!.."
-
-
-
-
-
-
-
-
Gazeteciler doğum kontrol hapı üreten bir fabrikayı gezerlerken genel müdürün odasından altı çocuk birden fırlar. Gazetecilerden biri: ?Demek altı çocuğunuz var müdür bey. Peki bu fabrikanız için kötü bir reklam değil mi?? diye sorar. ?Yanılıyorsunuz? der müdür. ?Bunlar benim değil, şikayet mektuplarıyla birlikte geldiler.?
-
-
-
-
-
-
-
Eczanenin vitrinine reklam panoları yerleştirilmişti. Bir iskeletin dibinde şöyle bir yazı vardı:

-Doğdum ve 102 yaşında öldüm. Kemiklerimin sağlamlığını ve bu kadar uzun yaşayışımı, Grosscalcium Forte tabletlerine borçluyum.?

Yanında bir çene kemiği vardı. Onun yanında da şunlar yazılıydı:

-Doğdum, yaşadım; ölürken 32 dişim de sapasağlamdı. Dişlerimin güzelliğini ve bakımını, İpana diş macununa borçluyum.?

Çene kemiğinin yanında camdan yapılmış bir köşe daha vardı ama içinde hiçbir şey yoktu. Yanındaki kağıtta şunlar okunuyordu:

-Doğmadım, ölmedim. Bu başarımı, .......... prezervatiflerine borçluyum..
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Amerikalı çiftçi hiç hoşnut olmadığı çiftliğini satmak için emlakçıdan bir satış ilanı hazırlamasını ister. Bir hafta sonra gittiğinde ilanı okur ve çiftliği satmaktan vaz geçer:
neden vazgeçtiğini soranlara şu cevabı verir:
-Ben bütün hayatım boyunca böyle bir çiftliğe sahip olmak istemiştim?
-
-
-
-
-
-
Fikra bu ya; Tanrı tavlaya oturmuşken bir
melek gelir ve dünyada durumun
çok gergin olduğunu ve bir savaş çıkmak üzere olduğunu söyler,
ancak,tavla partisi çok heyecanlı
gitmektedir, Tanrı bir
bakar,
"Türkiye'ye bir şey oldu mu?"
diye sorar.
Melek;
"Hayır henüz
Türkiye'ye bir şey olmadı."
Tavla partisi devam eder.
Biraz sonra melek tekrar gelir,
"Tanrım durum giderek
gerginleşiyor, lütfen müdahale edin!" der.
Tanrı bir
bakar,
"Türkiye'ye bir şey oldu
>mu?" diye sorar
Melek:
"Henüz değil ama savaş çıktı
çıkacak" diye yanıtlar.
Tavla partisi devam eder.
Biraz sonra melek tekrar gelir,
"Tanrım savaş çıktı, Rusya Amerika birbirine girdi, füzeler
uçuşuyor"
der
Tanrı;
"Tamam hemen geliyorum, bir dakika, Türkiye savaşa girdi mi?"
der
Melek;
"Henüz girmedi ama girdi girecek" diye yanıtlar.
Melek tekrar gelir,
"Tanrım lütfen gelin, milyarlarca insan ölüyor, hem zaten Türkiye
de
savaşa girdi" diye yakınır.
Tanrı bitmek üzere olan oyuna
aldırmadan, tavlayı kapatır ve ayaklanır.
Melek sorar;
"Kusura bakmayın ama, onca ülke savaşa girdi aldırmadınız da, neden
Türkiye için ayaklandınız?"
Tanrı başını iki yana
sallayarak yanıt verir;
"Sorma, diğerleri neyse ama bu Türkler her şeylerini bana emanet
ettiler de ondan"..


-
-
-
-
-
-
-
-
Biri 95 yaşında biri 92 yaşında karıkoca, boşanmak için hakimin
karşısına çıkmış.
Hakim üzülmüş, "yapmayın ya" demiş "yetmiş yıllık evlisiniz
niye boşanacaksınız?"...
"yok" demiş "adam
biz çoktan boşanmaya karar verdikte
çocuklar etkilenmesin diye, Ölmelerini bekledik."...
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Bir firmada elemanların maaşlarını alırken imzaladıkları kağıtta şöyle bir cümle yazıyormuş:
"Maaşlarınız tamamiyle size has ve özel bir meseledir. Bunun içindir ki,sizden başka hiç kimse maaşınızı bilmemelidir. "
Yeni bir eleman maaşını alıp kağıdı imzalarken, bu cümleyi okumuş ve cümlenin altına şu sözleri eklemiş.
" Kimseye maaşımı söylemeyeceğim. Ben de sizin kadar utanç içindeyim.."
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Büyük bir fabrikanın müdürü süpriz bir ziyaret yaparak personeli kontrol etmeye karar verir.
Fabrika içinde dolaşırken tembel tembel oturan genç bir eleman görür ve çok sinirlenir.
-"Haftalık ücretin ne kadar?" diye sorar.
-"300 dolar"
Müdür cüzdanını çıkarır ve gence 300 doları uzatır :
-"İşte haftalığın, şimdi git ve bir daha da gelme".
Yöneticisine dönerek:
"Bu tembel adam ne kadar zamandır burada çalışıyordu?" diye sorar.
-"O burda çalışmıyor ki" der yönetici,
"Yalnızca pizza siparişimizi getirmişti ...
-
-
-
-
-
-
-
-
Istanbul-Viyana seferini yapan uçakta inise dogru Pilot
anons eder:

"Sayın yolcularımız 25 dakika sonra Viyana havalimanına inis
yapacagız, hava parcali-bulutlu 15 dereceee .........AMAN ALLAHIM............."
Ve anons o anda kesilir. Butun yolcular panik halindedir. Ortalik
calkalanir. Bir kac dakika sonra, ki bu yolcular icin sanki yillar
kadar uzun sürmüstür;

Pilot:
"Sayin yolcularimiz, kusura bakmayin sizleri korkuttum ama hostes
yanislikla üstüme bir fincan sicak kahve döktü, canim cok yandi,
pantalonun ön kismini bir görseniz!"
Arka sıralarda oturan bir yolcu bagirarak: "O da bir sey mi, sen bizim
pantalonlarin arka kismini bir görsen!"
-
-
-
-
-
-
-
-
Adam doktora gidip der ki;
- Doktor bey vücudumun neresine dokunsam büyük bir ağrı duyuyorum.
- Nasıl hastalık o öyle?
Adam parmağını başına dokundurup bağırır.
- Ay! Ay! Ay!
Sonra sıra ile; yüzüne, göğsüne, beline, bacaklarına dokundurup acı ile feryat eder. Doktor fazla dayanamaz ve bağırır:
- Uzat bakıyım şu elini!
Eline baktıktan sonra:
- Bak oğlum senin parmağın kırık...

 



Yorum ( 0 )
Hit:1492
21.01.2008 20:21:55
Tavsiye: 2
Kategori: RESİM ÇALIŞMALARIM

Arkadaşına Gönder:
Kimden Kime  

Yorumlar



yorum yapılmamış :(

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız. ( Üye olmak için tıklayın. )

Üyeyseniz giriş yapmak için tıklayın.