fıkralar-4-

Yolcu gemisi, okyanusta küçük bir ıssız adanın yakınlarından geçerken yolculardan biri, sesinin var gücüyle bağırmaya başladı: 'bakın, bakın… karşıda sakallı bir adam bize el sallıyor ve sesi duyulmuyor ama galiba bir şeylerde anlatmaya çalışıyor…' 
Yolcunun bağırması üzerine geminin kaptanı güverteye geldi ve ona sakin olmasını önerdi: 'beş yıldan bu yana yılda iki kez buradan geçerim ve adaya her yaklaşmamızda bu adam sahile çıkar, kimi zaman ellerini, kimi zaman gömleğini sallar, sonra da gemi uzaklaşırken arkamızdan en ayıp el kol hareketleriyle bize küfreder' dedi ve tüm yolcuların şaşkınlık dolu bakışlarına aldırmadan, sözünü şöyle tamamladı: 
- delimidir, nedir? 

 


İki delikanlı birbirlerine kız arkadaşlarını anlatıyorlardı. kekeme olan söze başladı.... 
- ya ya hu! bi bi bi rade dede der, gege çen gü gün e ee ee mi mi mirgan ko ko rususun da da, be be be nim kız ba ba bana to to tokat a a attı. 
- ne tokat mı? attı. kim bilir neler yaptın kıza, tacizde bulundun değil mi? 
- y yoyo yok valla. sa sadece da da da daldaki ko ko ko kokla şaşa şan ku ku ku kumrula la rı gö gö gö göste re re rek, bi bi bi biz dede o o o onla lar gi gi bi ya ya papalım mı de de dim. 
- ee! ne var bunda canım, senin kız da abartmış bence. 
- aa aaslında kı kı kız ha ha haklı lı ydı. 
- neden? 
- be be ben, de de derdimi a a anla ta ta na ka kadar, ku ku kumrular ço ço ço çoktan po po zisyonu de dedeğiş mi mi miş le le lerdi.

 

 


üstün yeteneklere sahip olduğunu söyleyen bir kişi, dünyaca ünlü sirklerden birinin idari bürosuna gider. 
içeri girer ve iş aradığını söyler. girişteki görevliler 3.kata çıkmasını söylerler. 
3. katta müdür odasında..... 
müdür 
- buyrun ne istediniz 
- iş arıyorum. 
- nasıl iş ne meziyetiniz var. 
- çok iyi kuş taklidi yaparım efendim 
- yahu kardeşim bıktım usandım, kuş kedi köpek horoz taklidinden. 
- fakat bana bir fırsat verseniz 
- defol kardeşim iş miş yok çabuk uzaklaş buradan. 
bu durum karşısında refüze olan adam, pencereyi açar ve uçarak uzaklaşır. 
 kıssadan hisse 'hiç bir zaman ön yargılı ve acele kararlar almamalıyız' 

 

 

 

iki kekeme aralarında iddaya girerler kim bakkaldan en hızlı şekilde sigara alıp çıkacak. 
ilk kekeme, bakkala girer..... 
- ba ba ba bnnnaaaaa biiiiiir ppa pa pa pke ket 
ma ma ma allte tee pe 
der, bakkal verir sigarayı kekeme çıkar. 
 ikinci kekeme girer bakkala........ 
- ba ba ba bnnnaaaaa biiiiiir ppaa pa pa pake ket 
mmma ma ma maal bo booo ra a 
bakkal....... 
- uzun mu? kısa mı? light mı? kırmızı mı? 
kekeme..... 
- ha ha hay e e e eli li ni niiin, kö kö kö körü! ! ! ! ! 

 

 


Toplu sözleşme pazarlığından yeni çıkmış sendika başkanı, salonda toplanmış isçilere ateşli bir söylev çekmektedir:
—Yoldaşlar! Yönetimle yeni bir sözleşme yaptık. Bundan böyle haftanın dört günü daha çalışmayacağız!
Kalabalık,
—Yaşasııınn! diye bağırır.
—Çalışma saatimiz beşte değil, dörtte bitecektiiir!
—Yaşşaaaaaaa!
—Çalışmaya dokuzda değil, onbirde başlayacağııızz!
—Helaaallll!
—Maaşlarımız yüzde 150 artacaktıııırrr!
—Vaaaaaauuuuuvvvv!
—Yalnızca çarşambaları çalışacağıııız!
Bu sözün ardından derin bir sessizlik olur. Derken arkalardan bir ses duyulur:
—Her çarsamba mı?!

 

 


Küçük bir pastahanenin sahibi, gelen müşteriye 'Buyrun Efendim' dedi. 
Müşteri 'Adım Albert' dedi.'Doğum günüm için A şeklinde bir pasta istiyorum' 
'Peki efendim' dedi pastacı.'A şeklindeki pastanız Pazartesi sabahı hazır olur' 
Pazartesi günü patacı gururla A şeklindeki pastayı getirdi. 
Müşteri: 
'Ama siz bunu büyük A yapmışınız. Halbuki ben küçük a istemiştim.' diye sızlanmaya 
başladı 
Pastacı pastayı tekrar yapacağına söz verdi. 
Üç gün sonra adam yine geldi. 
'Evet görüyorum ki şekil doğru, ama üstündeki şeker kaplama yeşil olmuş. Ben 
pembe istemiştim' dedi. 
Pastacı müthiş derecede sabırlı davrandı, kızmadı ve bağırmadı, yeni bir pasta 
için söz verdi. Üç gün sonra pasta hazırdı. 
'Buyrun efendim' dedi pastacı. 'Bir buçuk kiloluk, pembe şekerli, küçük a şeklinde 
bir doğum günü pastası' 
Müşteri pastaya hayran hayran baktı. 
'Harika olmuş' dedi.'Tam istediğim gibi tebrikler! .' 
Dükkan sahibi rahatladı: 
'Paketliyorum öyleyse? ' 
'Yok' dedi müşteri 'zahmet etmeyin burda yerim'

 

 


Temel: 
-'Amma da hızlı örüyorsun! ' 
Fadime: 
- 'Hızlı davranmak zorundayım... Yün bitmeden kazağı 
örmem gerekiyor.' 

 

 


Sarhosun biri, zil zurna kiliseden içeri girer. Sallana sallana günah çikarma 
kabinine girer, biraz sonra papazin bölmesine vurur; 
- Burada tuvalet kagidi kalmamis, orada varsa uzatsana... 

 

 

Kayserili ile Amerikalı, bir deniz seferi sırasında gemilerinin batması 
sonucu ıssız bir adaya düşerler. Aradan bir süre geçer, bunlar 
hayatlarını devam ettirirlerken adaya bir şişe gelir. Şişeyi alırlar. 
Açarlar içinden bir cin çıkar ve 
- 'Ben bu şişenin ciniyim, sizin bir dileğinizi kabul etmek için geldim. 
Evet dilekleriniz nedir? ' demiş. İlk önce Amerikalı cevap vermiş: 
- 'Beni çok zengin yaparak evime götür.' 
Cin elini şıkatmış. Pat diye Amerikalı'nın dileği yerine getirilmiş. 
Cin dileği için Kayserili'ye sorunca, Kayserili şu cevabı vermiş: 
- 'Sen bana o Amerikalı'nın adresini ver, başka bir şey istemem.' 

 

 

 


Temel akşam kahveye gelir gözünün biri mor vaziyette. 
arkadaşları 
-ula temel noldu gözüne diye dünyanın en mantıklı birinci sorusunu sorarlar. 
temel 
-akşam sinemaya gittim önümde şişman ve yapılı bir kadın oturuyordu tam kalktık baktımki kadının eteği poposuna sıkışmış…. insaniyet namına çekip çıkardım kadında yumruğu patlattı. 
 ertesi akşam oluyor temelin diğer gözüde mor. 
yine arkadaşları soruyor 
-ula temel yine ne oldu 
temel 
-dursunla sinemaya gittik baktım aynı kadın yine önümüzde tam film bitti kalktık eteği yine poposuna sıkışmış…..dursun insaniyet namına tutup çıkardı 
-eeee 
-bende tatsızlık çıkmasın diye geri yerine iteledim 

 

 


1970`li yıllarda komşu illerden bir yolcu Kayseri`ye gelmiş. Pastırmanın çok methini duymuş, hatta birkaç sefer de yemiş. Ancak pastırma aleyhinde çıkan dedikodulardan da oldukça rahatsızmış. Tek problemi eşek etinden pastırma satmayan bir dükkan bulup oradan almakmış. 
sonunda çook temiz görünüşlü bir dükkana rastlamış ve dükkanın temizliğine hayran kalarak ve güvenerek içeri girmiş…… 
- Pastırma alacağım da... demiş…. 
-Tabii derhal, ne kadar? 
- İki yüz gram yeter. Çok severim de….. 
- Kayserili Parçayı tarttıktan sonra satırla kıymaya başlamış..kesmekte zorlanıyormuş..bizim adam şaşırmış….- 
- Hemşehrim bu niye bu kadar zor kesiliyor öyle... Kayserili hemen taşı gediğine oturtmuş: 
- Sorma birader, bu namussuz eşek iken de böyle inattı.

 

 


Askerlik muayenesi için gelen delikanliya adini sorarlar. 
- Simayil, der. 
Kuruldakilerden biri dayanamaz: 
- İ si nerede Ismail in? 
İsmail daha iyisi soruluyor sanır: 
- Arkadan geliyo efendim. 
Arkadan gelen gürbüz delikanliya ayni soruyu sorulur: 
- Adin ne? 
- İrecep...

 

 

 

Adam ile kadin oturmus konusuyorlardi. Kadin sordu: 
- Papagan 3 gündür ortalarda yok. Nereye gittigini merak etmiyor musun? 
- Hayir, beni kedinin 3 günden beri konusmasi daha çok ilgilendiriyor... 

 

 

Ailenin yeni gelini hiç iş yapmazmış. 
 Bir gün yemekten sonra gelinin kayınvalidesi ve kayınbabası evi süpürmek üzere süpürgeyi alırlar. Maksat geline ders vermek... 
 Kayınpeder ile kayınvalide başlar tartışmaya; 
 - O, 'Ben süpüreceğim.' Diğeri; 'Ben süpüreceğim.' diye... 
 Nihayet gelin beklenen müdahaleyi yapar: 
 - Aaaa! ! ! Ne ayıp şey! .. Bir gün biriniz, bir gün biriniz süpürün! ... Ne var bunda kavga edecek...

 

 

Kayserili ve Trabzonlu iki aile at yetiştirirlermiş. Bir tanesi beyaz at, diğeri siyah at yetiştirirmiş. Günlerden bir gün aralarındaki gizli rekabet öyle bir hale gelmiş ki, bir engelli yarış düzenlemeye ve kozlarını paylaşmaya karar vermişler. Kaybeden ailenin insan içine çıkması mümkün değil. Neyse, yarış günü gelmiş herkes orada. Atlardan beyazına Kayserili jokey, siyahına Trabzonlu jokey biniyor. Yarış başlamış, müthiş bir heyecan. Son engele kadar başa baş gitmişler ve tesadüf bu ya son engelde iki at da takılmış ve jokeyler yere düşmüş. Daha çabuk toparlanan Trabzonlu jokey hemen ata binerek bitiş çizgisini geçmiş ve sevinç içinde ailesine doğru ilerlemiş, fakat ailede suratlar asık. Trabzonlu jokey buna bir anlam verememiş ve sormuş: 
-Niye öyle bakıyorsunuz yarışı kazandık işte? 
- Salak! ! düşüp kalktıktan sonra yanlış ata bindin! ! 

 

 

Bir grup turist, Mısır'da bir kral mezarını geziyorlarmış. 
İçlerinden biri, bu mezarın kaç yıllık olduğunu merak etmiş, 
ve oradaki güvenlik görevlisine sormuş. Adam da saatine 
baktıktan sonra yanıtlamış: 
-'3505 yıl, 5 ay, 4 gün ve 3 saat 20 dakika! ' 
Bu son derece hassas tespitten ötürü büyülenen turist, böyle 
bir ölçümü nasıl yapabildiklerini sormuş, adam yanıtlamış: 
-'Kolay madam. Ben işe başladığımda burasının 3500 yıllık 
olduğunu söylemişlerdi. Ben işe başlayalı 5 yıl, 5 ay, 4 gün 
ve 3 saat 20 dakika olduğuna göre, hesaplamak çok da zor 
olmuyor.'

 

 

 

 

Balata Yoksa Tamirci Ne yapsın?..
Arabamı tamirciden almak üzere sanayiye gittim..
"Bu modellerin fren balataları bulunmuyor, değiştiremedim" dedi ustam,
"Eee??.."
"Onun yerine kornanızın sesini yükselttim..!"

 

 

Domuzun Birine Çarptım..
Teksas’ta büyük bir çiftlikte çalışmaya başlayan adam arazi aracıyla çitleri kontrole gitmiş. Az sonra patronunu telsizle aramış, “Domuzun birine çarptım patron” demiş, ve devam etmiş: “Tampon kan içinde, o da can çekişiyor, ne yapayım?”
“Bana bak” diye cevap vermiş patron, “Arabanın bagajında tüfek var. Tam kafasına sık bir tane, sonra da çalılıkların arasına at”.
Biraz sonra adam tekrar aramış, “Dediğini yaptım patron” demiş, “Motosikletinin de üzerinde mavi-kırmızı ışıklar hâlâ yanıp sönüyor.. Onu ne yapayım?”

 

 


Kaç Kişiyi Mutsuz Edebilirsin ki?..
Linda güzel bir kız, nişanlısına da bunu hissettirmek istiyor. "Ben evlenince bir sürü erkek mutsuz olacak" diye söze başlamış,
"Neden" demiş nişanlısı hayretle, "Kaç kişiyle birden evlenebilirsin ki?.."

 

 

Doktor Hatası..
Ünlü doktor ile röportaj yapan gazeteci sormuş, "Doktor meslek hayatınızda önemli bir hata yaptınız mı?.."
"Evet" demiş doktor, "Bir seferinde bir trilyoneri 2 vizitede iyileştirmiştim..!

 

 

Kurtulamazsın..
Adam barda arkadaşına dert yanıyormuş..?Dün evdeki ?kayınvalide terörüne? bir çözüm bulduğumu zannedip onu yok bileyim diye deliler gibi içtim..?
?İşe yaradı mı bari?..?
?Nerde..Tam tersi..Eve gittiğimde aynısından bu sefer 2 tane olmuşlar beni bekliyorlardı..!?

 

 


Akmerkez
Yaşlı adam avukatına gidip vasiyetini hazırlatmak istediğini söylemiş.. "İki arzum var.." demiş, "Birincisi cesedimin yakılmasını istiyorum.. İkincisi küllerimin Akmerkez'eserpilmesi..!"
"Akmerkez?..Neden Akmerkez?"
"Böylece karımın haftada en az iki kez ziyaretime geleceğinden emin olmuş olacağım..!"

 

 

Temel giyimine düşkündür, paraya değil kaliteye bakar.
Fadime ise bütçeden sorumlu, fiyatları bir bir araştırır, ucuzu seçer. Bu yüzden Temel’in ihtiyaçları için alışverişe Temel’den önce koşar.
Temel buna kızar. ‘Bırak da kendi giyeceğimi kendim seçeyim’ der. Aralarındaki tartışmalar da en çok bu yüzden çıkar.
Ama alınmış alınmıştır. Temel Fadime’nin son aldığı gömlekle, Karadenizliler yardımlaşma derneğindeki drama çalışmasına gider. Çalışmalarda partnerinin başını göğsüne bastırınca,
dudaklarındaki pembe ruj gömleğe kaşe gibi yapışır.
Partneri gülerek ‘bu akşam bunun hesabını veremezsin’ der. Ama temel kırışır. Fadime kıskanacak, diye düşünür. Bu hoşuna gider. Eve montunun önü açık girer kapıdan.
Fadime ruj lekesini görünce gülümser.
Gördün mü bak Temel! Sevgilin, seni değil benim aldığım gömleği öpmüş! ...

 

 


İdam Mahkumuna " İyi Haber "
Avukat, idama mahkûm olmuş müvekkilinin infaz öncesi yerleştirildiği hücreye gitmiş ve "Sana bir iyi, bir de kötü haberim var" demiş..
"Tamam" diye cevap vermiş mahkûm, "Kötü haber nedir.."
"Vali infaz emrini bekletmedi.. Bu akşam 7'de elektrikli sandalyeye gidiyorsun.."
"T..Tanrım.. Bu bir felaket.. P..Peki, bunun üzerine 'iyi bir haber' ne olabilir ki?.."
"Yetkililerle görüştüm, sana verilecek voltajı biraz düşürttüm..!"

 

 

 

 

 

Erkek olmanın faydaları..
- Soyadınız hep ayni kalır..
- Hiçbir zaman hamile kalmazsınız..
- Oto tamircileri size hep doğruyu söyler..
- Dünyada her yere işeyebilirsiniz..
- Sizinle konuşurlarken kimse göğüslerinize bakmaz..
- "Tuvaleti pis" diye hiçbir zaman başka bir benzinlik aramazsınız..
- Kendi kavanozlarınızı kendiniz açabilirsiniz..
- Telefon görüşmeleriniz 30 saniyede biter..
- Bir haftalık seyahate küçük bir bavulla çıkabilirsiniz..
- Tanklar, uçaklar hakkında bilgiye sahipsinizdir..
- Yüzünüzdeki buruşukluklar, şakaklardaki aklar size karizma sağlar..
- Yeni aldığınız ayakkabı vurmaz, sıkmaz, acıtmaz..
- Birisi sizi davet etmeyi unutsa da onunla hâlâ arkadaş kalabilirsiniz..
- Yüzünüzdeki her nokta orijinal rengindedir..
- 3 adet donu 10 liraya alıp giyebilirsiniz..

 

 

 

 

PALAVRA
Temel kahvede palavraları bir biri peşisıra sıralamaktadır.
— Pizum sülale Yusuf Peygambere kadar dayanır.
Dinleyenlerden Cemal'in sabrı taşar:
-Ula çok ataysun. Seni biraz daha dinlesek sülalenin Nuh'un gemisine bindiğunu söyleyeceksun.
-Yok demem oyla pişey, çünki pizum gendi takamuz varimiş. Tufanda pinmuşuk.

 

 

 

TİLKİ
Tilki, bir gün başını alır, gezmeye çıkar. Köyün meydanına varır. Bir duvara çıkar, çevreyi seyre dalar. Oradan geçen köy muhtarı şaşırır:
— Aaa, bir tilki!..
Köyün hocası camiye giderken duvardaki tilkiyi görür:
— Aaa, tilkiye bak!..
Bakkal da oradan geçerken bağırır:
— Hay Allah bir tilki!..
Kahvedekiler merak edip dışarı çıkarlar. Onlar da tilkiyi görünce şaşırırlar:
-Tilkiyi gördünüz mü?
-Vallahi bir tilki bu!..
Kalabalık çoğalıp sesler uğultuya dönüşünce tilki ormana kaçar. Dişi tilkiye:
— Bugün öğle vakti köye indim. Orada herkes beni
tanıyor, ben hiçbirini tanımıyorum...

 

 


İPTAL
İş adamı sekreterine:
-Hafta sonundaki bütün randevularım iptal edildi mi kızım? dedi.
-Ettim, beyefendi. En çok da Leman Hanım üzüldü. Cumartesi günü onunla evlenecektiniz ya...

 

 

BÜYÜKANNE
Kendisini çok genç zanneden, zannettiğinden daha genç görünmeğe çalışan bir kadının oğlu, anasından gizli evlenir. Bir kaç sene sonra karısı vefat eder. İki ço­ cuğu geride kalır. Adam çocuklarını alıp anasına getirir ve elini öperek:
-Anneciğim! Nasılsa cahilliğime uyup bir halttır ettim. Rica ederim, bu çocukların hatırı için kabahatimi affet! diye yalvardığı sırada, çocuklar da:
-Büyükanneeeeeeeee!!!!! diyerek kadının boynuna sarılırlar.
Kadın, oğluna der ki:
-Haydi senin kabahatini affedeyim, lakin çocukların bana "büyükanne" demelerini affedemem!
 

 

Film ekibi, çölün kizgin gunesi altinda cekim yapmaktadir. Zor sartlar altinda calisirlarken, ihtiyar bir kizilderili sete dogru yaklasir ve yonetmenin yanina giderek ....
-"...Yagmur, yarin !" der ve gider. Sasiran yonetmen, ertesi gun yagan yagmuru hayretle izler. Bu sirada ihtiyar kizilderili yine gelir ve
- ".. Firtina, yarin!" der ve yine aniden uzaklasir. Gercekten de muthis bir firtina cikar ve colu birbirine katar. Yonetmen emreder ..
- "Cabuk bana o kizilderiliyi getirin! İstedigi parayi verin. O olmazsa biz bu filmi bitiremeyiz!".
 Adamlar, kizilderiliyi bulur ancak yasli apaci bir turlu razi olmaz. En sonunda teklif edilen bir milyon dolari reddedemez ve adamlarla birlikte kampa gelir. 1 ay boyunca,ihtiyar kizilderilinin soyledigi her sey tutar.
Yagmur der yagmur, col firtinasi der, col firtinasi, kavurucu sicak der, kavurucu sicak. Yonetmen gayet memnun mesut durumda filmi cekmeye devam eder. Derken bir gun yasli kizilderili susar ve hicbir sey soylemez. Yonetmen ...
-"Nasil olsa gecer" diye dusunurek bekler.1 gun, 2 gun, 1 hafta, 1 ay derken yonetmenin sabri taşar ve kizilderiliyi bir kenara cekerek ofkeyle sorar ..
-"Bana bak! sana bu is icin dunyanin parasini odedim! Eger susmaya devam edersen, seni buradan atacagim en sonunda !".
Kizilderili omuzlarini silker ...
- "Radyo,kırıldı!"

 


Kaptan Hele Bi Gitsin..

Çok kötü hava şartlarına bir de kaptanın gününde olmaması eklenince uçakta kıyamet kopmuş. Ayılanlar, bayılanlar.. Buna bir de adeta düşer gibi, çok kötü ve sert iniş eklenince bir anons duyulmuş:
"Bayanlar, Baylar.. Ankara Esenboğa Havalimanı'na hoş geldiniz.. Lütfen, uçak tamamen durup kaptan pilotumuz taksiyle havalimanını terk edene kadar kemerlerinizin bağlı kalmasını önemle rica ederiz.."

 

 


Lassie İle Yemek..

John kumsalda yürürken kuma yarı gömülü bir şişe bulmuş, gömleğinin eteği ile parlatmaya çalışırken bir cin peydahlanıvermiş karşısında.. "Beni serbest bıraktığın için dileklerini yerine getirecek yeteneğim yok" demiş üzülerek, "Ama sana iki önemli hediye vereceğim..
Ömür boyu grip olmayacağın bir iksir ve de meşhur bir film artisti ile baş başa bir akşam yemeği.. Bunlara en geç yarın akşam üzeri kavuşacaksın.." Der demez de kaybolmuş.. John evine döndüğünde heyecanla annesine sormuş
"Gelen bir şey var mı" diye,
"Evet" diye cevap vermiş annesi, "Öğleden sonra 2'de 15 tonluk dev bir tankerle 'Limonlu tavuk çorbası' getirdiler, karşıdaki caddede 'Park Yapılmaz' işaretinin altında duruyor, yarım saat önce de MGM film stüdyosundan aradılar bu gece Lassie ile birlikte yemek yiyecekmişsiniz..!"

 

 

Koca kafalı

- Anneeee.. Arkadaşlarım benimle 'Koca kafalııııı...' diye dalga geçiyor.
- Dinleme onları yavrum.. Onlar seni kıskanıyorlar.ayrıca da yalan söylüyorlar..
hadi şimdi koş bana 2 kg.patates,1kg. kurusoğan,1 kg.domates al..gelirken de bunları şapkanın içine doldur öyle getir!!!

 


Ssssshhh..!
 
- Anneeee Neden arabayı uçuruma doğru itiyoruz?..
- Sssssshhh.. Babanı uyandıracaksın..



Yorum ( 1 )
Hit:283
27.05.2008 19:01:51
Tavsiye: 1
Kategori: RESİM ÇALIŞMALARIM

Arkadaşına Gönder:
Kimden Kime  

Yorumlar





27.05.2008 19:04:29
ne zaman lazim olursa buradan alirim
sadece iki fikra okuma zamanim oldu...

sevgiler

y..icik almanya


Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız. ( Üye olmak için tıklayın. )

Üyeyseniz giriş yapmak için tıklayın.