fıkralar-1-

HAVLAYAN KOPEK
Bir gün ögretmen derste çocuklara; -"Havlayan köpek isirmaz" demis. Ögretmen eve giderken bir köpek havlaya, havlaya ögretmenin ardina takilmis, çareyi kosmakta bulmus. Kendini zor kurtarmis. Ertesi gün kol ve bacaklarında ısırık izleriyle okula geldiğinde,ögrenciler sormus,öğretmen de olayı anlatmış; -"Ögretmenim, hani havlayan köpek isirmazdi?" Ögretmen: -"Köpegin isirmayacagini yazan kitabi ben okudum, demek ki köpek okumamış!..."
Çin Lokantası.. Adam Çin lokantasına gitmiş, masada sadece çatal bıçak görünce "Gel oğlum buraya.." demiş garsona, "Yahu Çin lokantası demek tahta çubuklarla yemek demek.. Patronuna da söyle e mi?.. Hem de çatal bıçak yıkayacak 1 elemandan kurtulacak.. Tamam?.." "Pek düşündüğünüz gibi değil efendim.." demiş garson, "Çatal ve bıçak yerine tahta çubuk koyunca örtüdeki, halılardaki yemek artıklarını temizlemek için personele en az 3 kişi daha eklemek zorunda kalıyoruz.. Her hafta duvar ve tavanın yeniden boyanması da cabası.."
İş kuyruğu... Adamın biri iş bulmak için İstanbul'da İşçi Bulma Kurumu'na müracaat etmiş. - Evet bir iş var... demiş ilgili memur. Rus dans grubu birini arıyor.Tüm yapılacak iş kızların soyunmasına,giyinmesine yardım etmek, günde iki kez vücutlarını bebek yağı ile yağlamak, göğüslerinin ucuna parlak küçük yıldızlar yapıştırmak falan... Sevinçten gözleri parlamış adamın; - Ohhh çok iyi, hemen başlayabilirim, demiş. - Tamam.. O zaman yarın sabah yedide Adapazarı'nda olabilir misiniz? - Neden? İş Adapazarı'nda mı? - Hayır, iş İstanbul'da.. Fakat başvuru kuyruğunun sonu şu anda orada!
şikayett Delikanlı yanındaki genç kıza sorar: - Neden istemiyorsun, sevgilim üç gün sonra nişanlanacak ve bir ay içinde evleneceğiz biliyorsun. Genç kız cevap verir: - Üç nedenden istemiyorum. Birincisi uslu ve terbiyeli bir genç kız evlenmeden önce razı olmaz. İkincisi, annem yasak etti. Üçüncüsü sonradan hep pişman oluyorum..
Çorbamda Sinek Var.. - Garson! Çorbamda sinek var! - Merak etmeyin efendim, kasenizdeki kurbağa şimdi yüzeye çıkar ve onu yer!
Erzurum'da Ermeniler’in olduğu dönemde, kurban bayramı. Erzurumlular kurban kesiyorlar, bunu gören Ermeninin biri arkadaşına; “Ben de kurban kesmek istiyorum” der. “Olur mu, saçmalama!.. Sen müslüman değilsin, kurbanı niye keseceksin ki?” diye karşı çıkar arkadaşı. Tabii Ermeni kararlı, gidip bir inek satın alır ve eline bıçağı alıp ineğin başına gelir. Elindeki bıçakla ineği ve kendini kan revan içinde bırakır ama bir türlü ineğin canı çıkmaz. Bunun üzerine Ermeni’nin arkadaşı yanına gelip; “Ya bu kadar işkence çekeceğine git şu karşıdaki müslüman kahvesine, bir tanesinden rica et gelip kessin” der. Ermeni elinde bıçak üstü başı kan içinde kahveye girer. “Bir müslüman arıyorum” der. Kahve halkından biri korkudan: "Ca.. ca.. camiye gittiler, burada müslüman yok" der. Adam camiye gelir ve içeri girip "Müslümanlar buradaymış, öyle mi?" der. Cemaatte çıt yok. Sonunda dayanamayıp arkası dönük olan hocayı gösterirler. Ermeni hocanın karşısına dikilir; "Burada tek müslüman sensin heralde" Hoca kanlı bıçağa bakar,adamın kan içindeki giysilerine bakar ve korkuyla: "Çim? Ben?... Bene müslüman diyenin celmişini ceşmişini..."
Sayı İdris, Nuh diyor peygamber demiyordu: “Okuyup da ne olacak penum oğlan? Ha bu dükkanda duracağına göre, okuma yazmanın heç cerekliluğu yoktir. Bir, içi, uç diye saysa yeter.” Komşuları ısrar edip duruyorlardı: “Olur mu canum, diyelim ki onu dükkanda bırakup kahveye cittun. Dükkana da dört adam celdu. Uçten fazla sayamazsa celup sana ne diyecek?” İdris; “Uyy, bu da mesele mi yani. Celur, ‘Baba, uç kişi celdu, yanlarında bir herif daha var’ der.”
Centilmen Temel dolmuşa binmiş. Dolmuşta 3 erkek bir de hamile bayan varmış. Dolmuş yoluna devam ederken hamile bayandan "tırrrrt" die bi ses gelmiş. Bayanın bozulmasını istemeyen adamlardan birisi "Afedersiniz çok yemişim, mazur görün..." diyerek centilmenlik yapmış. Temel olayı görmüş ve centilmenlik fikrini tutmuş. Bir süre sonra bir tırrrrt sesi daha gelmiş. Tam Temel daha evvel planladığı gibi centilmenlik yapmaya hazırlanırken, bu sefer diğer adam atlamış ve o da "Afedersiniz çok yemişim, mazur görün..." demiş. Temel centilmenlik sırasını kaptırınca bir hayli üzülmüş ve centilmenlik yapmak için kadının tırtlamasını beklemeye başlamış... derken br tırrrrt sesi daha gelmiş fakat Temel tam söyleyeceği sırada dolmuştaki 3. adam yapacağını yapmış ve "Kusura bakmayın... Çok yemişim, mazur görün..." diyerek Temel’in sırasını kapmış... Centilmenlik yapamayınca içinde kalan Temel ineceği durağa geldiği için dolmuştan indiğinde mutlaka centilmenlik yapmalıyım diye düşünmüş ve dolmuşun kapısından içeri dönüp "Ha bu kari bi taha yellenursa pilun ki pen yaptum..." demiş.
Uyku Temel uyuyormuş. Birden yataktan düşmüş, kalkmış yeniden yatmış. Biraz sonra bir daha düşünce mırıldanmış: “İyi ki kalkmışım, yoksa üstüme düşecektim!..”
Temel Istanbula gittikten sonra bir otele yerlesir.Otelin tuvaletleri o kadar temizdir ki kakasını yapmaya kiyamaz.Bir posete yapar… atacagi yer arar.Tam o saatlerde 1 kilo altin çalinmistir.Polisler Temeli elinde poset ile sarili bir sey görünce hemen yakalarlar.Posetin içine bakmadan tartarlar,tam 750 gr. dir.Bunun 250Gr. ni ne yaptin deyip bir güzel döverler.Sonra posedin içindekinin altin olmadigi anlasilir ve Temeli serbest birakirlar.Temel bu olaydan sonra köye geri döner.Köy ahalisi: Temele: -Istanbul nasildi biz de gidelim mi? diye sorarlar. Temel ise: -Siz siz olunda sakin Istanbula gitmeyin.Istanbul da 1 kilo edemeyenin agzina ediyorlar.
Aslan Temel bir gün ava gitmeye karar vermis, sihirli kemanını, tüfeği almış ve ava gitmiş. Av esnasında bir aslanla göz göze gelmişler. Temel tetiğe basmış, tüfek patlamamış.kemanı sihirli ya? hemen kemanını çokarmış,çalmaya başlamış..keman sesini duyan aslan bir iki esnemiş ve uykuya dalmış.. günler sonra yeniden ava gitmiş. Aslanla yine göz göze gelmiş. Tetiğe basmış, tüfek yine patlamamış. Hemen kemanı çıkarmış, çalmış, ama aslan onu parçalayıp yemiş. Ağaçta iki maymun konusuyormuş, biri demiş ki: "Ben sana demedim mi, bu bizim sağır aslana denk gelirse işi biter diye..."
Açık çay Temel kahvede işe başlar. 3 müşteri gelir; "Bize 3 çay, biri açık olsun..." Temel sorar: "Hangisi açık olsun?.."
Yemek Temel, Almanya'dan gelen arakadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: “Baa bi’ kuru fasulye, pilav, üstüne de et!” der. Dursun: “Baa da aynısından... Ama üstüne etme!..”
Konvoy Temel İstanbul'a gittiğinde yüzlerce otomobillik bir konvoyun kendisini karşıladığını söylemiş. Arkadaşları "Hadi canım, sen de!" demişler. Temel: "İsterseniz, cumhurbaşkanı ve başbakana da sorabilirsinuz. Onlar da aynı uçaktaydu!.." demiş.
Devekuşu Temel Avustralya’ya devekuşu avlamaya gidiyor. Orada malzemelerini hazırlayıp maceraya atılıyor. Bir virajı dönünce bakıyor 10-15 tane devekuşu. Hemen arabayı durduruyor, silahını doğrultuyor. Devekuşları silahı görünce ürkerek kafalarını kuma gömüp akıllarınca saklanıyorlar. Temel etrafa bakıyor ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor: “Ule nereye gitti bu hayvanlar?..”
Temel farkı Temel, mezun olduğu liseye beş yıl aradan sonra gitmiş. Spor salonunu gezerken duvarlarda eskiden oyuncusu olduğu basketbol takımının fotoğraflarını görmüş. Fotoğrafları dikkatle inceledikten sonra, “Tüh be... Yazuk olmuş...” demiş, “... Bütün maçlari ‘bir sayi’ farkla kaybetmişuz... Pak ha buraya: 96-97, 97-98, 98-99!..”
Lisan Temel ve Dursun kahvenin onunde oturuyorlarmış. Bir turist gelmiş ve Temel’e İngilizce olarak yolu sormuş. Temel’de ses yok. Turist bu defa Almanca sormuş. Temel’de yine ses yok. Turist bu defa Fransızca konuşmuş. Yine ses yok. İspanyolca... Yine ses yok. Turist kızmış, çekip gitmiş. Bunun üzerine Dursun Temel’e, “Bir lisan öğrenmemizin zamanu geldi galiba...” demiş. Temel ise Dursun’a dönerek, “Boşver uşağum! Ne gerek var? Adam dünya kadar lisan biliyor ama, bir derdini anlatabildi mu?..”
Diyalog Trende iki adam karşılıklı oturuyordu. Belli bir süre yol aldıktan sonra birisi çantasından bir kağıt çıkarıp şunları yazdı; “Ben sağırım... Benimle konuşmaya çalışmayın!” Notu karşısındaki adama uzattı. Notu okuyan adam altına bir şeyler yazıp kağıdı verdi... Kağıtta şunlar yazıyordu; “Pen seninle konuşmayrum, sakız çiğneyrum!..”
Cezaevi Üç mahkum cezaevi yolundadır. Her birine, hapiste geçirecekleri günler için bir eşya getirilmesine izin verilmiştir. Otobüste, biri diğerine döner ve sorar: Eeee sen ne getirdin?” Diğer mahkum bir boya kutusu çıkarır ve onunla her şeyi boyayabileceğini söyler. İkinci mahkum bir deste iskambil kağıdı çıkarır ve “Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kağıt oyunu oynayabilirim.” Üçüncü mahkuma merakla sorarlar: “Sen ne getirdin?” Üçüncü mahkum bir kutu çıkarır ve gülerek: “Bu orkidleri getirdim...” der. Diğer iki mahkumun kafası karışmıştır. Merakla sorarlar: “Bunlarla ne yapabilirsin ki?" Adam sırıtır ve elindeki kutuyu göstererek, “Kutuda yazdığına göre, bunlarla ata binebilir, yüzmeye gidebilir, hatta paten kayabilirmişim!..”
El arabası İnşaat sahasındaki güçlü genç bir adam, herkesi yenebileceğini söyleyip böbürleniyordu. Yaşlı işçilerden biriyle durmadan dalga geçiyordu. İhtiyarın canına tak etti ve “Pekala seninle haftalık maaşıma iddiaya giriyorum. Şu karşıdaki ek binaya el arabasıyla öyle bir şey götüreceğim ki sen onu el arabasıyla geri getiremeyeceksin. Var mısın?’ dedi. “Tamam ihtiyar...” dedi yükseklerde gezen genç, “... bakalım n’apacaksın?” Yaşlı adam biraz sonra el arabasını getirdi ve eliyle işaret ederek “Tamam, ha’di bin arabaya!..”
Haber Gardiyan kürek mahkumlarına bağırır; “Size bir iyi bir de kötü haberim var... Önce iyi haber; 15 dakika dinlenin, kürek çekmeyin. Şimdi de kötü haber; 15 dakika sonra kaptan su kayağı yapmak istiyor!..
Kıl Kurum yemekhanesinde bir memur tabldotun köşesine bir adet kılla ahçıya geldi ve “Bak yemeğimden kıl çıktı!” dedi. Ahçı on parmağını memura göstererek, “Bak bu parmaklarım yüzük doluydu. Hepsi kayboldu. Hiç getiren olmadı! Bir kıl buldunuz hemen getiriyorsunuz!..”
Şurup Eczacı, yandaki bakkalın çırağını çağırıp "5 dakika dükkana göz kulak ol, hemen döneceğim..." der ve çıkar. 5 dakika sonra döndüğünde, "Gelen giden oldu mu?" diye sorar. Çırak, "Bir adam geldi ve öksürük ilacı istedi, ben de şu kırmızı kutulardan verdim." deyince eczacı telaş eder "Büyük kırmızı kutular müshil, küçük kırmızı kutular öksürük şurubu... Hangisinden verdin?" der. Çocuk hatırlamayınca, eczacı adamın ne tarafa gittiğini sorar ve dükkandan fırlar. Az ileride bir ağaca sarılmış, tarife uygun bir adam görünce yaklaşıp sorar. - Beyefendi, az önce eczaneden öksürük ilacı aldınız mı? - Evet... - Peki öksürüğünüz devam ediyor mu? - Cesaretimi toplayabilsem öksüreceğim ama...
Mafya babası Mafya babası sevgilisinin evine gidecek... Kadın evli... Adamlarına diyor ki, “Gidin bir bez ayarlayın, pencerenin altında açın... Kadının kocası aniden gelirse pencereden atlayacağım.” Adamları “Başüstüne!” deyip gidiyorlar. Bir süre sonra kapı çalıyor, patron paldır küldür pencereden aşağı atlıyor.GÜMMMMMMMM!!!!!!!! Kadın gidiyor kapıyı açıyor.. Kapıdaki patronun adamlarından biridir. Kadın “Hayrola?” diye sorunca, adam, “Patrona söyler misiniz, bez bulamadık da!..”
Afrikalı yerli İngiliz lordu gezmek için Afrika’ya gitmiş. Niyeti en otantik, en bakir yerleri gezip dolaşmak, kara kıtayı bir turist gibi değil, bir serüven adamı gibi keşfetmek. Lordu tutup, ilkel kabilelerin yaşadığı medeniyetten uzak bir yere götürmüşler. Adam rehberi ve bir kaç muhafız ile yerli köylerini dolaşmaya başlamış. Saz kulübelerden oluşan bir köye rastlamış. Köyü dolaşmış, insanlara bakmış. Köyün öbür ucunda, açık araziye bakan bir yerde çıplak bir zenciyi kütükten bir tamtamın başında görmüş. Bakmış ki adam elindeki ağaçtan tokmağı biteviye kütüğe vuruyor. Dikilmiş başına, “Neden tamtam çalıyorsun?” diye sormuş. Yerli kütüğe vurmayı kesmeden cevap vermiş, “Köyümüz susuz kaldı. Onun için çalıyorum.” İngiliz elindeki pipoyu ağzına götürüp bir nefes çekerken, bilgiç bilgiç gülümsemiş, “Yani mevsim kurak geçti, nehirler kurudu. Su kalmadı. Sen de tamtam çalıp ruhları yardıma çağırıyorsun. Aklın sıra dua ile yağmur yağdıracaksın öyle mi?” Yerli tamtamını çalmayı sürdürürken, bilgiçlik taslayan İngiliz’e şöyle bir yan bakış fırlatmış, “Hiç alakası yok!” demiş. “Ben yandaki köyden tesisatçıyı çağırıyorum!..”
MUAYENEHANE'YE GELSEYDİN Cok sisman bir adam, cok sohretli bir doktorun muayehanesine gider. Konu zayiflama. Doktor, bir hafta kullanmak uzere, isimsiz bir zayiflama hapi verir. ilk kullandigi gece, uyur uyumaz ruya gormeye baslar adam. Bir saray icinde, etrafinda onlarca cariye, sabaha kadar bir onunla, bir bununla. Sabah kan ter icinde uyanir. Her gece ayni ruya. Bir haftanin sonunda butun fazla kilolarini atar. Gunler sonra yolda sisman bir arkadasina rastlar. Arkadasi nasil kilo verdigi sorar. Arkadasi basindan gecenleri anlatir. Arkadasi da dogru doktorun calistigi hastanede alir solugu. Ayni tedavi baslar. ilk gece,o da ruyasinda bir saraydadir. Ama etrafinda onlarca adam, bir o kovalıyor adami, bir bu. Hele en son gelen bir zenci var ki,ondan zor kurtuluyor... Ucuncu gun sonunda adam dayanamayip doktora telefon acar. Arkadasi ile neden ayni ruyayi gormedigini sorar. Doktor biraz dusundukten sonra sorar: "Siz hastaneye mi gelmiştiniz, muayenehaneye mi?"
Sabret George.. Adamın biri süpermarkette.. Arabası ağzına kadar dolu. İçinde üstelik zırıl zırıl ağlayan bir de çocuk var.. Rafların arasında dolaşırken sürekli yumuşak bir ses tonuyla "Sakin ol George.. Bağırma George.. Şimdi bitecek inan George.." diye mırıldanıyormuş adam.. Onu takdir dolu bakışlarla izleyen yaşlı bir hanım yanına yaklaşarak, "Bravo.." demiş, "Küçük George'u sakinleştirmek için gösterdiğiniz sabrınıza hayran kaldım.." "Hanımefendi.." demiş adam sinirle, "George benim..!"
Madem Yoruluyorsun.. Mike, barda kendi kendine üzgün oturmuş içerken "Hayrola Mike?.." demiş Barmen, "Neyin var böyle?.." "Karım.." demiş Mike, "Ev işinden ve benim sarkıntılıklarımdan çok yorgun düştüğünü biliyorum.. Ama ne eve hizmetçi almama ne de eve hayat kadını getirmeme müsaade ediyor..!"
Çin Lokantası.. Adam Çin lokantasına gitmiş, masada sadece çatal bıçak görünce "Gel oğlum buraya.." demiş garsona, "Yahu Çin lokantası demek tahta çubuklarla yemek demek.. Patronuna da söyle e mi?.. Hem de çatal bıçak yıkayacak 1 elemandan kurtulacak.. Tamam?.." "Pek düşündüğünüz gibi değil efendim.." demiş garson, "Çatal ve bıçak yerine tahta çubuk koyunca örtüdeki, halılardaki yemek artıklarını temizlemek için personele en az 3 kişi daha eklemek zorunda kalıyoruz.. Her hafta duvar ve tavanın yeniden boyanması da cabası.."
Aynı Babası.. Genç kadın bebeğini çocuk arabasına koymuş kaldırımda yürürken eski bir arkadaşı gelip arabanın içine bakmış. "Ay ne tatlı" demiş, "Aynı babası" "Biliyorum.." demiş genç kadın, "Oysa kocama benzemesini o kadar isterdim ki..!"
Güçlü Örümcek.. Adamın biri omzunda küçücük bir örümcekle bara gitmiş, bunu gören bardakiler onunla alay etmeye başlamışlar, "Gülün.. Gülün.." demiş adam "Siz hâlâ gülün, ama bu örümcek buradaki herkesten daha güçlüdür..!" Bardakilerden biri "Görmek isteriz marifetini.." demiş gülmesini sürdürerek, "Tamam.." demiş adam, "Mesela örümceğim bu sandalyeyi kaldırabilir.." "O ne ki?.." "Peki o zaman, şu masaya ne dersiniz?.." Hiç kimse ilgilenmeyince "Tamam beyler.." demiş adam, "Küçük örümceğim bu barı kaldırsın mı?.." Örümcek ellerini ovuşturmuş minik adımlarla bara yaklaşmış ve hoooopp! Kaldırmış havaya.. Herkes şaşırmış tabii, ve hemen tüm gözler minik örümceğin üzerine toplanmış, "Başka ne yapabilir?" diye sormuşlar biraz ciddileşerek. "Şimdi hepiniz şu barın üzerine çıkın sizinle birlikte kaldırsın..!" Tam 40 kişi barın üzerine tünemiş, örümcek başarıp başaramayacağından biraz endişeli bara doğru yürümüş.. O sırada içeri biri girmiş bir bakmış ki barın tepesinde 40 kişi birbirine sarılmış, yerde de onlara doğru yürüyen bir örümcek "Yuh ulan ciğerinize ödlekler.." demiş örümceği ayağı ile ezerken "40 kişi şu kadarcık şeyden korkar mı?.."
YASANMIS BIR OLAY Boylesi parlak ve sakincali fikirler ancak bir Turkun aklina Gelebilir zaten.. Bir arkadas, alkollu arac kullanirken trafik kontrolune yakalanan bir kisinin kurtulmak icin buldugu yolu anlatti. Bu kisi alkollu olarak Bogaz'dan kente donerken, galiba Beylerbeyi'nde trafik ekipleri tarafindan alkol kontrolu icin arac kuyruguna sokulmus. Sirasinin gelmesini beklemeden motoru stop edip inmis, arka koltuga gecmis... Derken ondeki arac gitmis. Trafik polisi gelip, arka koltukta oturan bizimkine, 'Beyefendi, soforunuz nerede? Aracinizi ilerletin' demis. Bizimki de saskin ve uzgun bir ifade ile cevap vermis: 'Memur bey, ben de saskinim. Siz bizi alkol kontrolu kuyruguna sokunca,benim sofor araci birakip kacti. Demek alkolluymus.' Trafik polisi sasirmis. 'Siz gecin direksiyona. Araciniz yolu tikiyor', demis. Bizimki, 'Olmaz, ben alkolluyum. Arac kullanamam' diye direnince, polis 'Ziyan yok. Bu defalik gormezden geliriz' diye zorlamis. Zorla direksiyon basina gecirmisler. Trafigi actigi icin tesekkur de etmisler.
Adamin biri yolda giderken gozu , yeni acilan magazaya takilmis ve bir gireyim bakalim neler var demis, girmis magazaya. Guler yuzlu bir tezgahtar adami karsilamis.
Tezgahtar - Buyrun efendim, hosgeldiniz, magazamizi tercih ettiginiz icin tesekkur ederiz. Size nasil yardimci olabiliriz ? Ne bakmistiniz?
Adam - Merhaba. Bana eldiven lazim. Tezgahtar - Lutfen su bolume gecin, ordaki tezgahtar sizinle ilgilenecek.
Adam - Merhaba. Bana eldiven lazim. Tezgahtar - Hosgeldiniz, kislik mi , yazlik mi istiysunuz? Adam - Kislik. Tezgahtar - Oyleyse lutfen su bolume gecin, ordaki tezgahtar sizinle ilgilenecek.
Adam - Merhaba , bana eldiven lazim. Kislik. Tezgahtar - Merhaba efendim, deri mi yoksa yun mu ? Adam - Deri. Tezgahtar - Oyleyse lutfen su bolume gecin, ordaki tezgahtar sizinle ilgilenecek.
Adam - Merhaba , bana eldiven lazim. Kislik ve deri. Tezgahtar - Merhaba efendim. Gercek deri mi istiyorsunuz yoksa sahte deri mi ? Adam artik sinirlenmeye baslamis. Adam - Gercek deri. Tezgahtar - Su bolume gecin lutfen, ordaki tezgahtar sizinle ilgilenecek.
Adam - Eldiven istiyorum. Kislik ve gercek deri . Tezgahtar - Tabi, kollarinizi uzatir misiniz, parmaklarinizi da iyice acin. Adam - Tabi, buyrun. Tezgahtar - Yandaki bolume gecin lutfen. Adam - Siz benimle dalga mi geciyorsunuz, ben eldiven istiyorum. Verin de gideyim. Tezgahtar - Telaslanmayin, siz gercekten nasil bir eldiven ariyorsaniz, size en uygun eldiveni alacaksiniz. Biz sizi maksimum derecede memnun edebime icin elimizden geleni yapiyoruz. Eldiveninizin bu paltoya uygun olmasini mi istiyorsunuz ?
Adam biraz da bagirarak Adam - Evet
Adam bir sonraki tezgahtarin yanina gider. Adam - Ben kislik, gercek deriden , fermuarli, bu paltoya uygun , bu ellere giyebilecegim bir cift eldiven istiyorum. Tezgahtar - Tabi efendim. Fermuarli mi olsun, citcitli mi ? Adam - Fermuarli. Tezgahtar - Su tezgahtarla gorusmeniz gerekiyor.
Tam bu sirada kapidan iceri bir adam gier.Bir elinde altindan beton parcalari dokulen klozet, obur elinde tuvalet duvarindan birkac parca fayans, bagirir.
- Iste bu benim tuvaletim, buda tuvaletimin fayansi, mıçımı da demin size gosterdim, artik verin su tuvalet kagidini.
Temel gece eve cok sarhos gelmis, üstelik kendi üzerinede hatiri sayilir sekilde kusmustur. Karisina karsi durumu idare etmek icin ; -Ule kari, muhtar bugün icti icti sonrada Pantolonima kusti. Karisi Pantolonu alip yikamaya gider az sonra sesi duyulur. -Ule Temel muhtar üstüne kusmakla kalmamis pantolonuna da etmiştir.
Yorumlar
|