Keçiören'de iktidar mafyası
Ahmet ALTAN 31.08.2008 / Pazar / Taraf
(...)
Keçiören’deki insanların polis kayıtlarına geçmiş şikâyetlerini okuduğumda doğrusu içim öfkeyle doldu.
Onların nasıl insafsızca sahipsiz bırakıldıklarını hissettim.
Dikkatlerin Keçiören’e dönmesi, biliyorsunuz, oradaki zabıtaların bir büfeciyi çivili sopalarla dövmesiyle başladı.
Bir dükkâna girip oradaki insanı vahşice dövüyorlardı.
Önce mesele bir “içki” meselesi olarak algılandı.
AKP’li belediye
başkanıyla adamlarının, bölgede içki satışından hoşlanmadıkları için bu
satışı zorbalıkla engelledikleri görüntüsü yayıldı.
Ama olaya biraz daha yakından bakınca gerçeklerin pek öyle olmadığı anlaşıldı.
Zulüm vardı.
İnsanları eziyorlardı.
Dövüyorlardı.
Korkutuyorlardı.
Sindiriyorlardı.
Yaptıklarının da ne dinle ne imanla alakası vardı.
Anlaşıldığı kadarıyla orası ciddi bir çıkar grubunun eline geçmişti.
Büfeciyi döven zabıtaların şefinin bir çeteciyle ilişkileri ve telefon kayıtları çıktı önce ortaya.
Bölgeyi haraca kesen çeteci ise Ergenekon sanığı başka bir mafya reisine bağlıydı.
Keçiören halkı, zabıtalarla Mafyanın ortak baskısı altına girmişti şikâyetçilere göre.
Mafya
hoşlanmadığı insanların dükkânlarını basıyor, şikâyetçi olanları
kurşunluyor, buna karşı çıkan ve polise şikâyette bulunan olursa
onların işyerleri de çeşitli nedenlerle belediye tarafından
kapatılıyordu.
Belediye başkanı şikâyetleri dinlemiyordu.
Bütün bunları şikâyetçilerin poliste verdikleri ifadelerden okudum.
Ben okudum ama Ankara’nın burnunun dibindeki olaylarla ilgili hükümetin üyeleri de, başbakan da tek satır okumamıştı.
Hiç kimse Keçiören Zabıta Müdürü’nün bir çete reisiyle bağlantısı olmasından rahatsızlık duymamıştı.
Niye öyle birinin zabıta müdürü yapıldığını sormamıştı.
AKP, bir yandan
Ergenekon’da “sonuna kadar” gidilmesini destekler gibi duruyordu ama
bir yandan da kendine bağlı bir belediye bölgesinde Ergenekon
sanıklarıyla bağlantılı bir çetenin cirit atmasına aldırmıyordu.
Oradaki insanlara yardım etmek için kılını bile kıpırdatmıyordu.
AKP yönetimine göre, AKP’lilerin Ergenekon bağlantılı ilişkiler kurması doğal mı?
Çetelerle işbirliği yapması serbest mi?
Niye bugüne kadar o ilçede neler olup bittiğini merak etmediler?
Niye hiçbir Ankara milletvekili gidip oradaki şikâyetçi esnafı dinlemedi?
Haraç vermeyen
bir kasap dükkânının kurşunlanması, dükkân sahibinin silahla karşılık
vermesi üzerine çatışma çıkması hiç mi kimsenin dikkatini çekmez?
Bu sahneye tanık olan bir kuaför kadının susturulması hiç mi merak edilmez?
Kimse şikâyetçilerin ifadelerini okumaz mı?
Zabıta müdürünün polis kayıtlarına geçen ilişkileri soruşturulmaz mı?
AKP, kendi adamlarına karşı fazla “yumuşak” gözüküyor.
Şaban Dişli’nin “yolsuzluk” iddiaları onlarda hızlı bir refleks yaratmıyor.
Yavaş davranıyorlar.
Kendilerine ait belediyelerde olanlara da sırtlarını dönüyorlar.
Başbakan, bir yarım saatini ayırıp Keçiören’deki şikâyetçi insanların ifadelerini bir okusun.
Orada bir zorbalık yaşanıyor.
(…)
Keçiören Belediye Başkanı, çetelerle ilişkisi kayıtlara geçmiş birini niye zabıta müdürü yaptığını açıklamalı.
Sonra o bölgeyi haraca kestiği söylenen çetenin reisiyle nasıl bir yakınlığı olduğu konusunda bilgi vermeli.
Hükümet, bu ilçedeki insanların şikâyetlerini dinlemeli.
“Sırf AKP
düşmanlığından böyle ifadeler veriyorlar” derlerse eğer, onlara hemen
zabıta müdürünün çete reisiyle yaptığı konuşmaların kayıtlarını
okumalarını öneririm.
AKP’nin ciddi bir “samimiyet” sorunu var.
Yolsuzluğa, suça karşı olduğunu söylüyor ama bu işleri yapanlar AKP’li olduğu vakit ciddi tepkiler göstermiyor.
Neden?
Bir iktidar, ülkedeki pislikleri temizlemek istediğini söylediğinde önce kendi içinden başlamalı.
Keçiören’e bir baksınlar.
Ben baktım, dehşete düştüm.
Bakalım onlar baktığında neler hissedecekler.
Bakarlarsa tabii.
Kendi üyelerinin yaptıklarına bakmaktan hoşlanmıyor gibi duruyorlar çünkü.
devamı ..
|
yorum ( 1 ) |
01.09.2008 23:07:51 |
| Kategori: Yazarlar |
|