CEMEVLERİ SORUNU / MAKALE / Çöl Mevsimi
CEMEVLERİ SORUNU
![]() Cemevi Sorunu Devletin ve Diyanet’in Cemevleri konusuna bakış açısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik olup olmadığının tartışılmasını gündeme getirmiştir. Milyonlarca insanın ‘Cemevlerinin ibadethane sayılması’ talebine karşı devlet bunu görmezden ve duymazdan gelmekte, ‘Aleviliği bir İslami mezhep olarak görme’ anlayışını yeğ tutmaktadır. Bu tutum ‘laik devlet’ olgusuna ters bir tutumdur. Çünkü laik devlet inançlara taraf olamaz, kimsenin inancına da şerh koyamaz. Anayasa’nın 24’üncü maddesinde “Herkes vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14’üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” denmektedir. Ancak hükümet ve Diyanet Alevilere karşı olan uygulamalarda açık bir biçimde Anayasa’nın bu maddesine aykırı davranmaktadır. Dünyanın herhangi bir demokratik ülkesinde herhangi bir demokrat hükümet yüz binlerce vatandaşın “Biz bu mekânlarda ibadet ediyoruz; bu yaptığımız bir ibadet, bu mekânlar da birer ibadethanedir” serzenişini görmezden gelemez. Uygar ülkeler bu durumu tartışma konusu bile yapmadan kabul eder ve gereğini yerine getirir. Ancak Diyanet, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı’na ait ‘Cem ve Kültür Evi’nin Alevi- Bektaşi inancını benimseyen vatandaşların ibadet yeri (mabedi) olduğuna dair talebine şu değerlendirme ile karşılık vermektedir: “Başkanlığımız Cem evlerini de özgün, kültürel ve mistik kimliği ve misyonu bulunan ve korunması gereken bir zenginlik olarak görmektedir. Ancak böyle bir bakış açısı Cem evlerini caminin alternatifi ve muadili bir ibadethane olarak görmeyi haklı kılmaz. Cem evlerinin camilerin muadili bir ibadethane olup olmadığı meselesi Alevîliğin İslâm’dan ayrı, başlı başına bir din olup olmadığıyla ilgili bir meseledir. İslâm dininin ibadethanesi camidir.” Bir tarafta “Biz bu şekilde inanmak ve ibadet etmek istiyoruz!” diyen azımsanmayacak nüfusa sahip bir topluluk, diğer tarafta da onların inançlarının niteliğini sorgulayan bir devlet kurumu vardır. Diyanet laik bir devletin adabı olmayan ayrımcılıklar yapmakta ve devleti arkasına alarak vatandaşlarının inanç biçimini baskı yoluyla şekillendirmeye çalışmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın -kuruluş kanununda da belirtildiği gibi- İslam dinini yaymaktan başka bir amacı yoktur. Bunu takiyeye başvurarak gerçekleştirmektedir. Ya bu kanun uyarınca Anayasa’ya “Türkiye Cumhuriyeti’nin dini İslâm’dır” maddesi yerleştirilmeli ya da Diyanet derhal feshedilerek gerçek laikliğe doğru yol alınmalıdır.
Yorumlar
|
||||||||

