|
||
|
DOĞAL GIDALARİçimizdeki Tehlike Bu konu gerçekten de çok önemli...Genetiği değiştirilmiş tohumlar sadece bizi
tohum elde etme konusunda İsrail'e yada başka ülkelere bağımlı kılma tehlikesi taşımıyor... Genetik olarak değiştirilen tohum bilinen şifalarını da kaybedebiliyor... Sifalı bitkilerle tedavi, fitoterapi, tıp gibi alanlarda onbinlerce yıllık kadim bilgilerin
de yok edilmesi ve bazı hastalıkların tedavisinin imkansızlaştırılması anlamına da geliyor... Her bitki içinde barındırdıkları etken maddeler nedeniyle aynı zamanda tıpta ve fitoterapide kullanılan ilaçlardır...Bunların yapısının değiştirilmesi tüm tıp sektörüne de darbe vurmak demektir... Tek bir etken maddenin bile değiştirilmesi
o bitkiden şifa almayı engelleyebilir... Organik ürünler kullanmak hastalanma oranını ciddi oranda azaltmaktadır.. Sağlıklı toplumları hiç bir kuvvet yıkamaz...
Bizler ise yıllardır ilaç ve tohum devlerinin kobayı gibi yaşamaktayız... İlaç kullanmak pek çok insanda ihtiyaçtan ziyade bağımlılık haline gelmiş, pek çok kimyasal ilacın tedaviden çok kansere yol açtığı, karaciğer, böbrek gibi hayati organlara zarar verdiği, bağışıklık sistemini yıktığı bilinen gerçeklerdir... Ülkemiz aynı zamanda dünyada yasaklanan pek çok ilacın rahatlıkla satılabildiği, dünyada terkedilen tedavi yöntemlerinin rant amacıyla sürdürülmeye devam edildiği bir yer haline geldi...Bu nedenle dünyada sadece tohum konusunda bağımlılık endişesi ile değil, her anlamda tartışılmaktadır... Sadece arıların yok olmasıyla bile dünyada yaşamın yok olacağını bilim adamları öngörüyorlar... Ne yazıkki bu tarım ilaçları ve tohumlarla bulaştırılan hastalıklar arıları da yok etmektedir.. Yöremize özgü arıların nasıl yok edildiğini içimiz parçalanarak izledik...Elimizden bir şey gelmiyor şimdilik... Ama tüm Türkiye bilinçlenmez ise ne yazıkki iş işten geçmiş olacak... Hem insanlık için hem ülkemiz için...
Gelin GDO'su değiştirilmiş tohum kullanmaya hayır diyelim...
gelin bu konuda kampanyalar, mitingler yapalım.. Tarım konusunda yapılan katliam gibi uygulamalara karşı çıkalım... Bu yapılanlar hem insanlık suçu hem vatana ihanettir... Torunlarımıza zehirsiz topraklar, kansersiz bir ömür bırakalım...
Mal mülk bırakmaktan daha iyi bir mirastır yaşanacak güzellikte bir ülke bırakabilmek..
yaşadığımız bu cennet ülkeye layık olalım...
Sevgi ve saygılarımla
Sibel Ersoy
İçimizdeki Tehlike
Prens Charles'in Türkiye ziyaretini herkes başka bir açıdan değerlendirdi.Kimi için cami ziyaretleri, kimi için Mevlana hayranlığı, benim için ise ayrılırken uçağına doldurduğu kasalar dolusu sebze önemliydi.Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde. Öyleyse bir anlamı olmalıydı bu kasaların. Evet, Prens yanılmıyorsam Kaz Dağı'nda kendisi için yetiştirilen organik sebzeleri ülkesine götürüyordu.Meğer o civarda yaşayan birkaç aile sürekli
kraliyet ailesinin sebzesini yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu sebzeleri kullanıyormuş. Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Cumhurbaşkanı Talat ile aralarında şöyle bir konuşma geçtiğini hatırlıyorum; Cumhurbaşkanı Talat, Toptan'a bir yemek sırasında "Türkiye'de en son yediğim domateslerin tadı hala damağımda" demişti.Bu konuşma üzerine Toptan, Talat'a "En kısa zamanda size hormonsuz Anavatan domatesleri göndereceğim" sözü vermişti.Meclis Başkanı Toptan kendisinden sonra Kıbrıs'a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e hormonsuz domatesleri emanet
ediyor, Cumhurbaşkanı Gül de Toptan'ın bu masum ricasını yerine getiriyordu.Meclis Başkanı Toptan'ın Ankara'da ancak bir hafta araştırma sonucunda hormonsuz domates bulabildiğini de okumuştum o dönemde. Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız? Gelelim işin teknik meselesine.
Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda 115 bin kişi çalışıyor.70 tane üniversitemiz, 30 tane ziraat fakültemiz, 50 tane tarım araştırma enstitümüz, 10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı.Tek kelimeyle tohumun patro nu ise İsrail.Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun haberleri biraz spekülatör olabilir ama İsrail tohumu olayının kesinlikle
öbür madalyon tarafı da var.İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından okumuştum.İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...
Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.Gelelim başka doğrulara. Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok. Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz.Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık
isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.Genetik tohum o toprağ a da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız. 50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık tamamen kullanılmaz hale geliyor.Buna en güzel örnek Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava...Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor. Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor. Ne korkunç. Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslar arası mahkemede yargılanacak!Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır. İkincisi de biz olacağız. Ve AKP bu tehlikenin farkında olmadığı gibi İSRAİL'e destekoluyor. EY VATANDAŞ AKLINI BAŞINA DEVŞİR !!! --------------------------------
Gönderenin Notu:Bu yazıdaki düzeltme ve ek niteliğindeki bilgileri de ben vermek istiyorum.
1-"İşgal altındaki Irak'tan başka, ilk İsrail tohumu yasasını çıkartan ülke olacağız" cümlesi yalnıştır.
Çünkü bu yasa (sanırım 7 kasım 2006 da) Tarım bakanı Sayın Mehdi Eker'in büyük gayretleriyle çıkarıldı.
2-"AKP, tehlikenin farkında olmadığı için" düşüncesi tamamen yanlıştır, çünkü onların misyonu budur..
Hatta iktidarda (birçoklarının istediği gibi) CHP veya MHP gelseydi sonuç değişmeyecekti çünkü bu yasalar çıktıktan sonra (ve hala) gıklarını bile çıkartmamışlardır, çünkü bu yaslar "BOP un olmazsa-olmaz yasalarındandır.. Bu kanunun iptali için (asker dahil) tüm muhalefetin ve halkın ülkenin altını üstüne getirmesi gerekiyordu..
3-Dikkat çekilecek diğer noktalar:
a-Parekende zinciride tamamen bu ürünleri üretenlerin eline geçmek üzeredir. Yani onların bize itelediklerinden başka birşey bulamayacağız.
b-Hastaneler de onların eline geçeceği (ve sosyal güvenlik yasalarının içinin boşaltılacağını da) hesaba katarsak, bir süre sonra, sıradan halktan vatandaşların yapacak fazla birşeyi kalmayacaktır.
SONUÇ:Halkımız Süpeeer Marketlerden!!, yüksek fiyatlardan!! aldıkları genetiği değiştirilmiş ürünleri yedikleri için hastalandıkların da !!!, ithal doktorların eline düşeceklerdir.. (Bunların olmayacağını, bir kişi söyleyebilir mi?)
4-Biz Türklere hazırlanan tuzaklara karşılık, gördüğünüz gibi İngiltere karaliyeti bizim topraklarımızdan beslenmektedir. Diğer yandan belki de dünyanın en temiz ve verimli organik topraklarının olduğu yerler de İsrail'in eline geçmiştir. Suriye sınırımızdaki mayınlı arazi, (toplamı Kıbrıs adası büyüklüğünde) mayınlardan temizleme karşılığında organik tarım yapılmak üzere, Unakıtan imzasıyla İsraile ihale edildiği gün, İngiliz Dışişleri bakanının apar topar Türkiyeye geldiğini hatırlıyorum.. O ne kopardı Allah bilir..
NE YAPILABİLİR?: Hiçbirşey yapamıyorsanız, genetiği değiştirilmiş ürünler nelerdir öğrenin ve yememeye çalışın.. Örneğin (mevsimi dışında) domates, salatılık vs. (hiçbir zaman kaynağını bilmediğiniz) mısır, patates,soya ve bunlardan yapılmış şeker, tatlı, büskivi,cips vs. vs. vs.
NE ZAMANA KADAR?:Belki ömrünüzün sonuna kadar.. Ya da Türk halkının iradesini yansıtan bir idare kurulunduktan 5-10 sene sonrasına kadar.. Bugün bir başka Türk devleti örneğin Türkmenistan doğalgazı halkına bedava vermektedir.. Benzini de ücretsiz yapmaya çalışmaktadır.. (Hatta devlet her "evlenen çifte" "ev" vermektedir.) Biz Türkiye Cumhuriyeti de bu derece zenginiz.. ama halimize bakın.... Toplu ulaşımı olmayan, herşeyini ithal enerjiye bağlamış ve dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülke değilmiyiz..
"Yenilebilir bir ekmeğin" kaç dolar olduğunu da düşünün??
Üstelik genetiği değiştirilmiş buğdaydan yapılmış ekmeği.. İşte iki devlet.. Halksa aynı halk TÜRK.. cesuryorum 102 kere okundu. “Yorumlar„
|
Üye blogların içeriğinden özel sayfası yazarları sorumludur. © 2007 Ozelsayfam.com |