Yeni Üyelik | Üyelik Girişi | İletişim
Şu an 0 online üye

Kuzey
Mesaj Gönder
Kategorileri
 
En son ekledikleri
CEMEVLERİ SORUN..
LAİKLİK VE DİYA..
ANANI ÖPEN KADI..
Nurdoğan Aydoğd..
AKP KAPANMALI
Köpeksiz Köyün ..
Sami Aydın İçin..
Ekonomik Kriz O..
SIVAS YANIKLARI..
FUTBOLU SEVMEK ..
HAYATİ BİR KONU..
Diyanet'in Kadı..
Sınıf Dayanışma..
"Maymun İ..
Haydi Bir Mayıs..
Askerlikten Mua..
KANSOREJEN MADD..
Türkiye'de Eğit..
Ne Mutlu Türküm..
TAYFUN TALİPOĞL..
Arkadaşlarım

TÜRBANIN TARİHİ


ERKEK KADINI NİYE ÖRTTÜ?
 
Türkiye'de örtünme dendiğinde akla İran gelir. Ben iki yıldır İran İlk
 ut'unun (devletinin) Petrol danışmanlığını yaptığımdan sıkça gidip
 geliyorum İran'a.
 
Kara çarşaf giyimli kadınlarda yüz bütünüyle açıktır. Şifon takan
 kadınlarda ise saçın yarısı açıktır.
 Kadın yüzü boyalıdır. Kapanma mollaların yönetimi ellerine geçirmeleri
 ve İslam Cumhuriyeti kurmalarından sonra başlamıştır. Bu güne dek,
 uçağa kapalı olarak binen İranlı bir kadının Türkiye'ye indiğinde
 örtüsünü taktiğini daha görmedim.
 
İranlı kadınlar örtünme baskısından tiksiniyor. Türkiye'de ise, inancı
 siyasi çıkarlarına aracı yapan Erbakan'ın çaktığı kıvılcımla erkekler
 kadınları kapatmaya başladı. AK Partinin yönetime gelmesiyle,
 özellikle genç kızlar arasında sıkma baş, yaşlılarda kara örtü oldukça
 yaygınlaştı.
 İranlı kadınlar kaygıyla soruyorlar 'Türk kadınlarına ne oluyor? Bizi
 güç kullanarak 'mollalar' kapatıyor. Siz özgür, ayrıca laiksiniz.
 Sizin kadınlarınız niye kapanıyor?'.
 
Kapanan kadın değil, kapatan erkek. Arabistan'da, Afganistan'da, İslam
 Cumhuriyetlerinde sürekli erkeğin dayatması ile kadın kapanıyor. Yine
erkeğin çengeline takıldı kadın, kadınlarımız…
 
Sümer Bilimci Muazzez İlmiye Çiğ'in anlatımıyla erkeğin kadın üzerine
Ş baskısı Sümerlerde yakinin bulunmasıyla, o dönemin tapınak
 rahiplerinin erkekler çıkarına yasalar koymasıyla başladı.
Ş Önceleri kadın, Tanrının özelliklerini taşıyan toprak gibi yaratıcı,
Ş koruyucu, kutsal görülürken, sonraları dinler aracılığı ile bu özellik
 erkeğe aktarılarak, kadın yalnızca erkeğin yaratıcı dölünü taşıyan bir
 araca dönüştürüldü. Kutsal kitaplarda kadının erkeğe hizmet için
Ş yaratıldığı anlatılarak kadın tutsak edildi.
 
Tarıma, saban gibi toprak işleyen aletler girince, bunları kullanan  
erkek ürünü, toprak edincini
 eline geçirdi. Kadın beslenen konuma getirildi. Yasalar da erkekler
 öne çıkarıldı, yönetimde, seçme ile seçilmede kadın yok sayıldı. Kadın
 alış verişten uzak tutuldu, akça da (para), toprakta erkek eline
 geçti. Erkek bununla yetinmedi: işi sağlama bağlamak için, kutsal
 kitapların Tanrı'ca
 indirildiğini, bunun bir Tanrı buyruğu olduğunu söyleyerek kadının
 karşı durmasını engelledi. Örtünme, kadını 'ikincilliğini' savunan tek
 Tanrılı beş büyük inançtaki tümü erkek olan 'Tanrı Elçilerince'
 uygulamaya sokuldu. Bunlar; Yahudilik, Budizm, Konfüçyüs'çülük,
 Hıristiyanlık ile
 Müslümanlıktı. Tümü de birbirini izler biçimde kadını erkeğin
 yardımcısı olarak tanımladı.
 
Artık Tanrı adına, kadın için erkek konuşuyor, erkek karar veriyordu.
 Tanrı ise 'baba' takma adıyla erkekleştirildi. Doğal olarak kadın
 'ikinciliğe' düştü. Oysa erkeği de, dişiyi de yaradan Tanrı
 gibi 'kadındı'.
 
Süre içinde erkek kadını öyle bir oyuncak konumuna sokmuştur ki;
 Heredot'a göre, Babil'de her kadın evlenmeden önce tapınakta bir
 erkekle yatması gerekmektedir. Böylece, tapınaklar sözde kendini
Ş Tanrıya adayan erçilliğin (fahişeliğin) yapıldığı genel eve
 dönüşmüştür erkekler için.
 Bu gelenek sonra Asur'lara geçmiş, bu gün ki Türkiye 'de tapınaktan
 çıkıp geneleve dönüşmüştür.
 
Muazzez İlmiye Çiğ 'a göre Sümer'de kadınların evlenmesinde subaylık
 (bekâret) aranıyordu. Sümer kadını evlendiğinde önceden bekâretini
 kaybetmiş ise, kocasından boşanırken ortak edinçlerin yalnızca
 yarısını alabiliyordu. Bu gelenek bugün Katoliklerce sürdürülmektedir.
 Kendi
 egnini (vücudunu) Tanrı adına Tapınaklarda erkeklere adayan kadınların
 diğerlerinden ayrılmaları için dışarıya çıktıklarında başlarını
örtmeleri gerekirdi.
 
MÖ 1600 yıllarında bir Asur kağanının koyduğu yasa ile bu kez örtünme
 kapsamına, bütün evli ile dul kadınlar alınmış, kızlar ile sokak
 Ercillerine (fahişelerine) başını açma yasağı getirilmiştir. Sevişmeye
 tapınma ile kutsallık anlamı yüklenmiştir. Bu gelenek Babil'lilere,
 sonra
 da Asurlular yoluyla Filistinlilere, oradan da İsrail'e geçmiştir.
 Sonra da, tümü Orta Doğu'da doğan Tanrılı dinlere geçmiştir. 'Peçe'
 İslamiyet'ten önce Ortodoks Doğu Roma'da (Konstantinopolis'te)
kullanılmıştır. Bugün bile Ege Adalarında kapkara peçelerin içinde
 dolasan 'Rum Ortodoks' kadınları vardır. Sonra bu gelenek
 Hıristiyanlıktan İslamiyet'e bulaşmıştır. Hıristiyan rahiplerinin
 tepeden tırnağa kapalı olması da eski Sümer, Asur Ercil (fahişe)
 geleneğinin izleridir.

 İşte böyle. Ne İran'ın, ne de Arabistan'ın bir Atatürk'ü yoktu.
 Atatürk eski Sümer ile Asur geleneklerinden İslamiyet'e yansıyan
 kapanma geleneğini kaldırdı. Kadını, erkeğe hizmet eden bir varlıktan
 çıkarıp, erkeğin koşullarını üleşen uygar bir konuma getirdi. Erkeğin
 dayatmaları ile kadınlarımız yine tutsaklaştırılıyor… Yasa koyucular,
 din bilginleri susuyor… Siyasiler, gericiler at koşturuyor.
 Cumhuriyetle kazanılmış olan eşitlik yitiriliyor.
 
Bu bir oyun değil bir gerçek. Baskıyla kapanmaya karşı, aydın
 kadınlarımızın sessiz kalmalarını anlayamıyorum… Bu sessizlik sürerse
 yarın sizde kapanacaksınız, ayni İran'daki gibi… Dönüşü olmayan bir
 yoldayız…
 
Gericilik; demokrasinin hoş görüsünü kullanarak özgürlüğü kapanına alıyor.



140 kere okundu.

“Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış :(

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız. ( Üye olmak için tıklayın. )

Üye iseniz giriş yapmak için tıklayın.


Üye blogların içeriğinden özel sayfası yazarları sorumludur.
© 2007 Ozelsayfam.com



Şiirler Haberler