Yeni Üyelik | Üyelik Girişi | İletişim
Şu an 2 online üye

Kuzey
Mesaj Gönder
Kategorileri
 
En son ekledikleri
AKP KAPANMALI
Köpeksiz Köyün ..
Sami Aydın İçin..
Ekonomik Kriz O..
SIVAS YANIKLARI..
FUTBOLU SEVMEK ..
HAYATİ BİR KONU..
Diyanet'in Kadı..
Sınıf Dayanışma..
"Maymun İ..
fOTOĞRAF SEMPOZ..
Haydi Bir Mayıs..
Askerlikten Mua..
KANSOREJEN MADD..
Türkiye'de Eğit..
Ne Mutlu Türküm..
TAYFUN TALİPOĞL..
TÜRBANDAN SONRA..
TÜRBAN ORTAKLIĞ..
TÜRBANIN TARİHİ
Arkadaşlarım

Türkiye'de Eğitim


EĞİTİM DURUMUMUZ -1-

Son üç ay OKS ve ÖSS sınavlarının yapılması, bazı tanıdık ailelerin çocuklarının bu sınavlara girmesi, nihayet sınav sonuçlarının açıklanması ve kazananların, kazandıkları lise ve üniversitelerin ilgili bölümlerine yerleştirilmeleri süreçleri ile geçti..

Bu arada, birçok arkadaşla, zorunlu olarak eğitim sorunumuzu da tartıştık. Ben sizlere, daha önce derlediklerim ile 2007 yılı ÖSS sonuçlarına göre elde edilen,  bazı verileri iletmek istiyorum.. sanıyorum neden-sonuç ilişkisi denen sorunsalın anlaşılabilmesine yardımcı olacak bazı bilgileri sunabilirim böylece..

GENEL EĞİTİM DURUMUMUZ İÇİN BAZI İPUÇLARI:

1. 8 yıllık ilköğretim eğitimi sonunda:

       ABD’ li bir öğrenci              65 bin

       AB üyesi ülke öğrencisi          45 bin

       Türk öğrenci                     7,500 yeni kelime öğreniyorlar..

2. Yine bu süreç sonunda:

       ABD’li öğrenci                   16-18

       AB üyesi ülke öğrencisi          15-17

       Türk öğrenci                     6-7 kelimelik cümlelerle düşüncelerini                                          ifade edebiliyorlar..

3. Uluslararası ölçme-değerlendirmeler yapan bir kuruluş tarafından, dört yılda bir TIMMS adı altında, fen ve matematik alanında, bir düzey belirleme çalışması yapılmaktadır. Ülkemiz bu kuruma üyedir. (Daha doğrusu üye idi. 2003 yılında kurumdan ayrıldık..) Bu kurumun 1999 yılında yaptığı sınavlara 38 ülke katılmıştır. Sorular ülkemizden 2.204 okulun 8. sınıf öğrencilerine uygulanmıştır.

SONUÇLAR ŞÖYLE:

Türkiye fen dalında 38 ülke arasında 33 ncü,

Matematik alanında 31 nci sırada yer almıştır.

4. Bu verilere göre, insanımızın ortaya çıkan temel özellikleri şöyle sıralanmaktadır:

    a. Dört işlem gerektiren işlemlerin dışında bir bilinmeyenli işlemlerde bile başarısız oluyoruz,

    b. Dünya ve evreni algılama noktasında tamamen duygusal verilerle hareket ediyoruz,

    c. Yaşamsal sorunların çözümünde başarısız oluyoruz,

    d. Yazılı materyali anlama, yorumlana ve kullanma, düşüncelerini analiz edebilme, akıl yürütme, karşılaştırma yapma ve değerlendirme noktalarında yetersiziz,

    e. Hayal gücünü kullanarak düşünme, düşündüklerini başarılı bir şekilde aktarma, bilimsel verileri kullanma, bilimsel konuları tanımlama ve kanıt tabanlı sonuçlar çıkarma, doğayı anlama ve gözlemleri hakkında kararlar üretme konularında başarısızız,

    f. Okulda öğrendiği fen ve matematik kavramlarını kullanarak etkin iletişim kurma becerisine sahip olma konularında oldukça yetersiz bir durumdayız.

5. 2007 YILI ÖSS SINAVLARININ GENEL SONUÇLARINA BİR BAKIŞ :

Bilindiği gibi bu yıl da sınav iki aşamalı bir düzende yapılmıştır. Sınavın ilk bölümünü sınava giren tüm öğrenciler, yani 1,615,334 cevaplamıştır. İkinci bölüm soruları branşlara göre farklı sayıda öğrenci tarafından cevaplandığı için değerlendirmeler ilk bölüm esas alınarak yapılmıştır. Buna göre;

a.     Matematik (M) ve fen (F) konularından 30’ar soru sorulmuştur. Sorular, öğrencilerin net cevaplarına göre aşağıdaki gibi gruplara ayrılmıştır..

       0.5 – 5      -- arasında net puan alanlar.. M-%28, F-%22

        5 – 10      -- arasında net puan alanlar.. M-%16, F-%8

       10 -15      -- arasında net puan alanlar.. M-%12, F-%6

       15 – 20     -- arasında net puan alanlar.. M-%10, F-%5

       20 – 25     -- arasında net puan alanlar.. M-%9,  F-%3

       25 – 30     -- arasında net puan alanlar.. M-%8,  F-%4

0.5 den aşağı puan alan ve sıfır puan alanlar çizelgeye dahil      edilmemiştir.. görüleceği gibi; çizelgede bir gariplik vardır. Çan eğrisi sistemine göre yığılmanın 10-20 soru arasında olması gerekirken, toplamda 1/3 den fazla bir kesim ilk grupta toplanmıştır. Bu durum      eğitim sistemimizin iflası anlamına gelmektedir..

b.    Yukarıdaki durumun devamı olarak yapılan bir diğer değerlendirmede, matematik için 6 öğrenme düzeyindeki öğrencilerin 1 (en az bilgi)-6 (en fazla bilgi) arasındaki dağılımı tespit edilmiştir. Buna göre de ülkemizde; en fazla yığılma 1. düzeyde, yani en az bilgiye sahip, giderek azalan bir eğri söz konusu. En fazla bilgiye sahip 6.düzey öğrencileri en az durumda. Oysa diğer tüm ülkelerde çan eğrisi sistemi geçerli.  

c.     Bütün  bunlardan çıkan acı sonuç; çok az öğrencinin çok iyi eğitildiği, geri kalan yaklaşık % 95’in hiç eğitilemediği şeklindedir.

d.    Öğrencilerin liselere göre dağılımını da belirtmekte yarar var sanıyorum. Tüm öğrencilerin;

     % 78 i genel liselerde,

     % 8 i lise (YDA)

     % 7.8 i Anadolu lisesi

     % 1.9 u Özel lise

     % 1.2 si Anadolu öğretmen lisesi

     % 0.57 si Fen liselerinde okumaktadır.

     MESLEK LİSELERİNİN DURUMU

e.     AKP hükümetinin her fırsatta, sınavda başarılı oldukları halde, katsayı uygulaması nedeniyle mağdur olduklarını ileri sürdüğü meslek liselerinin durumu çok daha iç karartıcı. Bu yıl sınava 307.766 meslek lisesi öğrencisi girmiştir. Bu öğrencilerden;

     185 puan sınırını aşanların sayısı sadece 1.496 dır.

     15 ve üzerinde soru çözenlerin sayısı;

     Matematik-2 den 173

     Fen bilimleri-2 den 32 

     Edebiyat-sosyal’den 1.017

     Sosyal bilgiler-2 den 1.918 dir.  

Bu sonuçlar, meslek lisesi çıkışlıların önündeki asıl engelin, aldıkları yetersiz eğitim olduğunu göstermektedir. 

     S O N U Ç

Nedense her yeni gelen iktidar eğitim konusuna, üniversitelere el atarak çözümler üretmeye çalışmaktadır ülkemizde. Oysa asıl sorun ilköğretimdedir. O konuya ne zaman sıra gelecek bilinmiyor. Eğitimin temel amacı, insan davranışlarında olumlu değişiklikler yapmaktır. Bu değişikliklerle eğitilen insanlar, topluma yararlı, ülkesini ve insanını seven, başka ülke insanlarına imrenmeyen, her konuda kendine yeterli, yaşam karşısındaki duruşu sağlam, özgüveni gelişmiş nesiller olacaktır.

Oysa gelinen noktada eğitimin iflas ettiği ortadadır. Bunun sorumlusu da, elbette özellikle 1945’li yıllardan sonra gelen iktidarlar ve siyaset adamlarıdır. Yapılması şart olan şey ise, eğitimin her dalını özerk kılmak ve bilimin önderliğine güvenmek olmalıdır.

   NOT : Tüm makalede Cumhuriyet Gazetesi Bilim-Teknoloji Ekinden (1063)             yararlanılmıştır. Rakamsal veriler 2007 ÖSS resmi sonuçlarından  alınmıştır.

 EĞİTİM DURUMUMUZ   -2- 

 

Cumhuriyet Gazetesi Bilim ve Teknoloji Eki, Sayı 1092, 22 Şubat 2008

 

30 OECD ülkesi içinde, Türkiye yüksek öğrenim görme açısından, kadınlarda sonuncu, erkeklerde ise sondan ikinci sırada..

 

Yüksek öğretim mezunu 25-64 yaş arası kadın ve erkeklerin oranı (%) 2004 yılı verileri :

 

ÜLKE                         KADINLAR (%)                      ERKEKLER  (%)

 

Kanada                      47,8                                        41,4

ABD                            39,8                                        38,4

Finlandiya                  38,2                                        29,9

İsveç                          37,5                                        31,5

Japonya                     35,5                                        39,4

Danimarka                 34,5                                        30,3

Norveç                      33,7                                        30,0

Avustralya                 32,8                                        29,0

Belçika                      30,6                                        28,9

İzlanda                       29,7                                        26,0

İrlanda                       29,1                                        27,5

Y.Zelanda                  28,1                                        22,4

Hollanda                    26,7                                        31,8

İspanya                      26,4                                        26,3

Fransa                       25,0                                        22,8

Kore                           24,7                                        36,2

İngiltere                     24,6                                        26,9

Almanya                     20,6                                        29,2

Lüksemburg  19,3                                        26,3

Yunanistan                19,3                                        21,9

İsviçre                       19,1                                        37,3

Macaristan                17,5                                        15,9

Polonya                     17,3                                        14,1

Avusturya                  15,0                                        21,7

Portekiz                     14,7                                        10,2

Meksika                     13,8                                        19,4

Slovakya                    12,3                                        12,6

İtalya                          11,8                                        11,0

Çek Cumhuriyeti      10,8                                        13,9

 

TÜRKİYE                   7,1                                          10,7

 

OECD ORT.              24,8                                        25,4                                                   

 

Bir başka veri, yüksek öğretim gören 25-43 yaş grubundakilerin 55-64 yaş grubundakilere oranı.

 

Puan olarak değerlendirilen bu durum ülkemizde kadınlar için 6,1, erkekler için 3,2 puan düzeyinde.

 

OECD ortalaması kadınlarda 18,6, erkeklerde 7,7 puan. Bu sonuca göre Türkiye’de Yüksek Öğrenim, büyüme hızına uygun şekilde artmıyor.

 

********************************************************************************************************

 

 

 

            Aynı derginin bir başka sayfasından kısa bir alıntı daha :

 

            Batı’nın bilimini ve sanatını niçin alamadık?

1.      Osmanlı döneminde batı dillerinden birisini bilmek, en hafif deyimle, uygun bir davranış olarak görülmüyordu. Sözgelimi birinin evinde yapılan aramada Batı dillerinde yazılmış bir kitap bulunduğunda tutulan zapta; “kafir hattıyla yazılmış bir kitap” diye geçiyordu.    

2.      Osmanlılarda 19.yüzyılın son çeyreğine kadar resim ve heykel yapmak yasaktı. Hatta şekil ve şema içeriyor diye harita çizmeyi ve bulundurmayı yasaklayan yöneticiler vardı. (Harita yapan tek insanımız olan Piri Reisin boynunun vurulmasına şaşmamak gerek. n.a.)

3.      Otopsi yapma yasağı 1841 de kaldırıldı. Çiçek aşısının dine aykırı olmadığına dair fetva 1845 yılında verildi. Ancak diş dolgusunun dine aykırı olmadığına dair fetva Osmanlı Devleti döneminde çıkarılamadı. Bu fetvanın verilmesi, 1924’te Cumhuriyet Hükümeti Şer’iye Vekili Musa Kazım Efendi’ye kaldı. 

4.      Evrim kuramı meşrutiyetten sonra yayımlanan bir zooloji kitabına bile ancak kötülenerek girebildi. 1913 yılında evrim kuramını anlatan bir bir öğretmen ihbar üzerine Kastamonu’da tutuklandı.

 

            Hala “biz neden geri kaldık?” diye soruyor musunuz yoksa?

            Dinsel veriler ve emirler bir toplumun gündelik yaşamına böylesine girince          sonuç farklı olabilir mi?

 

            Sağlıka kalın..

 



31 kere okundu.

“Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış :(

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız. ( Üye olmak için tıklayın. )

Üye iseniz giriş yapmak için tıklayın.


Üye blogların içeriğinden özel sayfası yazarları sorumludur.
© 2007 Ozelsayfam.com



Şiirler Haberler