Yalnızlığın dokunuşuyla uyanır gün
Perdeler hüznün yüzünden çekerken kendini
Saksıdaki beyaz menekşenin gözünde birikir yaş
Yıldızların gözlerinden sökülen bir düş
Gömülürken toprağa
Zaman hala seni bekler
Biliyor musun?
Düne bakan bir gün daha
Duvara siyah- beyaz fırçasını sürerken
Buruşmuş resminden nehir boşalır avucuma
Yatağımın içinde ayaklarım değerken karnıma
Usulca
Yüreğimden kuşların suya inmesini seyrediyorum
Bunca zamandır
Birkaç kırık harften başka
Hiçbir şey veremedim onlara
Çığlıklarını sen de
duyuyor musun?
Yokluğunu hiç içine sindiremedi bu oda
Segâh nağmelerde ney sesiyle
Yıllardır çağırıyor seni
Yeniden dünyaya gelen bir duanın içinden
İsmini yazıp kanadına
Bir melek daha çaresizce
gökyüzüne kanatlanıyor
Görüyor musun?
Yorgun aralanan kapı
Bugün de
rotası belirsiz bir rüzgâr çekerken içine
Aylar mayısı
Günler kıyameti gösteriyor
Bilmem söylememe gerek var mı bir tanem
Aşk
Sokulunca göğsüne bırakmaz
Yaşam
kendi kendine saç telinde gezmeye başlar
Bundan
bugün de hiç halim yok
Anlıyor musun?
***
06/05/2008
canan
***
Ay şavkında resmini çiziyorsa gökyüzüne
Oradan bir yıldız tetiğini çekiyorsa ümitlerimin
Akabinde doğan güneş
Sensizliği tenine giyiyorsa
Hergün bana kıyamet sevdiğim
Söylesene
Bu hasret biter mi?