|

Sevgili, Kış güneşi olarak açarken gökyüzünde
Grileşmiş bulutlar eğilip alnınızdan öper
Bırakıp olanca suyunu yanaklarınıza
Yosun tutan gözlerinizden
Diken büyüten anıların geçtiğini görürüm
Doluya durmuş kar taneleri gibi
Bir bir yüzünüze çarparken yapraklar
Kimisi yüreğinizi çizer
Kimisi ise halinizi açıklar
Gördüm ki
Usunuza yapıştırdığınız düşünce
İçimdeki buğulu camlara yazdığımla
aynı cümle
“Ey Yar
Meğer gök mavisine hasret kalırsa
Sular ölgün
Göçebe olurmuş tüm umutlar”
Hoyratça esen rüzgarı alıp arkanıza
Sokakta kalan çocuklar gibi
Çıplak ayaklarınızla
Acılara basa basa
Yollarda seyyah oluşunuz da hafifletmez
Üzerinize yıkılan dağların ağırlığını
Ki
Bundan
Hiçbiriniz duyamazsınız
Açan menekşelerin kokusunu
Bahar gelse de
Ruhunuz anlamaz mevsimin ne olduğunu
Şimdi söyler misiniz bana
Hanginizin yüreği yanmadı zemherilerde
Ya da
Hanginiz sığınmadınız ayazı buz tutan gecelere
Kaleminizden döktüğünüz her hece
Sevgiliye yakılan bir ağıt değil miydi sizce
Hadi itiraf edelim artık
Birbirimize
Heyhat aşk bu
Araya özlem girince ateşine dayanılmaz
Ama gelin görün ki ömür kısa
İllaki vuslat yazmak isteseniz de yazgınıza Geçen her günle birlikte
İçinizde büyüyor/ büyüyecek sancınız
Aşkın öteki adı
İntizarmış
Şimdi siz de anladınız
**
**
zaman ve mekan farklı olsa da
Hikayeler hep aynı
Aşk
gönülden gönüle uzanan çileli yol
adımladıkça uzayıp gider
hele bir başa gelmeye görsün
her insan
yalnız kendisinin yaşadığını zanneder
****
***
*
CANAN EROL 15/05 2008 |