AŞKTA PİŞMANLIKLAR ÜZERİNE TİRAD - II
(I)
Çok kalp kırdım ben. Hatta aynı kalbi defalarca...
Pişmanlık duyarak, öc alarak, en çok da severek kırdım. Sevdiklerimin ama acıtırcasına sevdiklerimin hepsi, paramparça bir kalp taşıyor. Onlar, hastalıklı bir sevginin enkazı şimdi.
Yılların yalnızlığıyla açılmış koskoca bir boşluk ve körüklenen bir kızgınlıktan ibaretti suretim.Bu boşluk ve kızgınlık, o arsız kıskançlığı besledi hep, herkesten aslını gizleyerek. Sevilmenin şımarıklığıyla da hiçbir zaman kelimelerine hakim olamadı dilim. Belki de, kırıp dökmeme rağmen hiç kimsenin beni terk etmeyişiydi, bu durumu azdıran. Aslında senin dediğin gibi “durma noktası olmalı insanın”.
Beni sabırla ehlileştiren sen; bir gün “gerçekliğim”i alıp attın önüme. İlk, orada gerçekten yüzleştim kendimle ve “ben”i hiç sevmedim.
Sonrası uzun bir sessizlik...içsel bir yolculuk...
Baş edemediğim aynalara bakma cezası... Bilmem kaçıncı yüzleşme...
Her şey bir yana; ödediğim en ağır bedel:Sen-siz-lik!
(II)
Haddini aşan ağzımın söylediklerini, söylediği şekliyle sevdiklerimden duymamdır beni çileden çıkaran. Kendisine yapılmasını istemediğini, hep başkasına yapan ah bu kalp!..
Kaçıncı ateşe vermem bütün sözcüklerimi? Bir çırpıda bütün kalpleri yağmalayan dilimin, kaçıncı tutamayışı kendini? Bu savaşın galibi mi şimdi bu harap ruh?
Asırlık yorgunluğu üzerime örterken can yakma nöbetlerim, korkak sessizlik, ganimetini almış gidiyordur çoktan.
Ne, sıkboğaz sevginin kuşatacağı uygun biriyim ben; ne de sevme şekli ehlileştirilecek bir denek...
Kaç kez kırılırsa un ufak olur bir kalp? Ya da kırıldıkça mı yeniler kendini? Kaçıncı tufandan sonra özgür kalırım ya da yoksun...?
Hâlâ anlamadın değil mi?
Terk etmedikçe kimse beni; tüketecek bu ruh, kalp kırma merasimlerinde kendini.
Sonrası...
Uzun bir nekâhat dönemi
(III)
-son-
Herkes çekildi,kalbime varamadan.En son sen gittin. Yorgun,kızgın, en çok da ihtiyar bir gidişti adımlarına ilişen. Gölgende asılı kalacağımı bilemezdin.
Günahın hangi birine tövbe edeyim? Acının hangisini, bıraktığın acıdan ayrı tutayım? Baş edemezken kendimle bile, yokluğunu da yüklemek niye? Bu, tahammülü zor kadının hiç mi izi yok mâzinde?
Kaç cümlelik pişmanlık bu böyle?
Yokluğunda kıymetleniyor aşk. Varlığında savaşılıyor, sevişmek diğer bir seçenekken oysa.
Hiçbir yere sığmıyor artık bu hasret. Acıtıyor tırnaklarıma dolan bu yatak. Susturmuyor beni, dilime dolanan bu kekremsi tat...
Şimdi, onca âfetten sonra gel desem...
Gücün var mı kendine ihanete?
nisan-2007/İzmir
devamı ..
|
yorum ( 0 ) |
05.06.2007 16:32:39 |
| Kategori: yazı |
|