Bağlantılar

• Anasayfa

• Profilim

• AHMET ARİF
• AHMET HAMDİ TANPINAR
• AHMET HAŞİM
• AHMET SELÇUK İLKAN
• AHMET TELLİ
• ARİF NİHAT ASYA
• AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU
• ATAOL BEHRAMOĞLU
• ATİLLA İLHAN
• BEDİRHAN GÖKÇE
• BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU
• BEHÇET NECATİGİL
• CAHİT KÜLEBİ
• CAHİT SITKI TARANCI
• CAN YÜCEL
• FARUK NAFIZ ÇAMLIBEL
• FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
• HÜSEYİN NİHAL ATSIZ
• İBRAHİM SADRİ
• İCLAL AYDIN
• MEHMET AKİF ERSOY
• MEHMET EMİN YURDAKUL
• NECİP FAZIL KISAKÜREK
• ORHAN VELİ KANIK
• SABAHATTİN KUDRET AKSAL
• UĞUR ARSLAN
• ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
• YAHYA KEMAL BEYATLI
• YUNUS EMRE
• ZİYA GÖKALP
• KARIŞIK
• AMATÖR
• YAZILAR & HİKAYELER

• İstatistikler

Arkadaşlarım


İstatistik
Hit
:
2705




siirdunyam // MEHMET AKİF ERSOY
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif ordular
ın yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sar
ılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâs
ızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdi
ği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Y
ırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmi
ş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kayn
ıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihân
ın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bak
ıyorsun: Kanada!
Çehreler ba
şka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vah
şetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci as
ır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakk
ıyle sefil,
Kustu Mehmetçi
ğin aylarca durup karşısına;
Döktü karn
ındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske y
ırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhi
ş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçal
ıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kald
ırıyor a'mâkı;
Bomba
şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor gö
ğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin alt
ında cehennem gibi binlerce lâğam,
At
ılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhi
ş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Bo
şanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saç
ıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Y
ıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yang
ını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken say
ısız tayyâre.
Top tüfekten daha s
ık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasm
ından;
Al
ınır kal'a mığsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâ
şâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i
İlâhî o metin istihkâm.
Sar
ılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Be
şerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu gö
ğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çi
ğnetme" dedi.
Âs
ım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda e
ğilmez başlar...
Vurulmu
ş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl u
ğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için topra
ğa düşş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk aln
ı değer.
Ne büyüksün ki kan
ın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanlar
ı ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazs
ın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, s
ığmazsın.
Herc ü merc etti
ğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, ta
şındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem ta
şına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ nam
ıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâm
ıyle;
Mor bulutlarla aç
ık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'y
ı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin alt
ında, bürünmüş kanına;
Uzan
ırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedâr
ın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen ma
ğribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir
şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
K
ılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki,
İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi gö
ğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâm
ı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen ta
şacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey
şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgu
şunu açmış duruyor Peygamber.



devamı ..

yorum ( 0 )
06.05.2008 14:02:01
Kategori: MEHMET AKİF ERSOY