Bağlantılar

• Anasayfa

• Profilim

• AHMET ARİF
• AHMET HAMDİ TANPINAR
• AHMET HAŞİM
• AHMET SELÇUK İLKAN
• AHMET TELLİ
• ARİF NİHAT ASYA
• AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU
• ATAOL BEHRAMOĞLU
• ATİLLA İLHAN
• BEDİRHAN GÖKÇE
• BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU
• BEHÇET NECATİGİL
• CAHİT KÜLEBİ
• CAHİT SITKI TARANCI
• CAN YÜCEL
• FARUK NAFIZ ÇAMLIBEL
• FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
• HÜSEYİN NİHAL ATSIZ
• İBRAHİM SADRİ
• İCLAL AYDIN
• MEHMET AKİF ERSOY
• MEHMET EMİN YURDAKUL
• NECİP FAZIL KISAKÜREK
• ORHAN VELİ KANIK
• SABAHATTİN KUDRET AKSAL
• UĞUR ARSLAN
• ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
• YAHYA KEMAL BEYATLI
• YUNUS EMRE
• ZİYA GÖKALP
• KARIŞIK
• AMATÖR
• YAZILAR & HİKAYELER

• İstatistikler

Arkadaşlarım


İstatistik
Hit
:
2385




ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif ordular
ın yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sar
ılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâs
ızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdi
ği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Y
ırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmi
ş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kayn
ıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihân
ın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bak
ıyorsun: Kanada!
Çehreler ba
şka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vah
şetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci as
ır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakk
ıyle sefil,
Kustu Mehmetçi
ğin aylarca durup karşısına;
Döktü karn
ındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske y
ırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhi
ş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçal
ıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kald
ırıyor a'mâkı;
Bomba
şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor gö
ğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin alt
ında cehennem gibi binlerce lâğam,
At
ılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhi
ş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Bo
şanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saç
ıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Y
ıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yang
ını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken say
ısız tayyâre.
Top tüfekten daha s
ık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasm
ından;
Al
ınır kal'a mığsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâ
şâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i
İlâhî o metin istihkâm.
Sar
ılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Be
şerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu gö
ğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çi
ğnetme" dedi.
Âs
ım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda e
ğilmez başlar...
Vurulmu
ş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl u
ğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için topra
ğa düşş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk aln
ı değer.
Ne büyüksün ki kan
ın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanlar
ı ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazs
ın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, s
ığmazsın.
Herc ü merc etti
ğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, ta
şındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem ta
şına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ nam
ıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâm
ıyle;
Mor bulutlarla aç
ık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'y
ı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin alt
ında, bürünmüş kanına;
Uzan
ırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedâr
ın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen ma
ğribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir
şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
K
ılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki,
İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi gö
ğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâm
ı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen ta
şacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey
şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgu
şunu açmış duruyor Peygamber.



Yorum ( 0 )
Hit:30
06.05.2008 14:02:01
Tavsiye: 0
Kategori: MEHMET AKİF ERSOY

Arkadaşına Gönder:
Kimden Kime  



yorum yapılmamış :(


Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız. ( Üye olmak için tıklayın. )

Üyeyseniz giriş yapmak için tıklayın.