|
SÖYLEMEDİN Kİ.....
Sen benim “İmkansızımsın” demeseydin de,
“Seninle her imkans ıza göğüs gererim” deseydin…
Belki tüm imkans ızlıkları yok ederdim seninle…
Söylemedin ki…
Sen benimsin ” demeseydin de “Ben sana aidim”
deseydin…
Ba şka yüreklerde olsan da varlığını hissedebilirdim,
bana ait olan hep bende kalır diye …
Söylemedin ki…
Senin için her zorlukla savaşırım ” değil de;
“Senden gelen hiçbir şey zorluk değil” deseydin;
İnanırdım yüreğinin sadece benim için çarptığına,
cesaretine…
Söylemedin ki…
“Sen olmadan ya şayamam” değil de,
“Sensizlik diye bir şey yok; sen var olmasan da
benimlesin ” deseydin…
İnanırdım sevginin sonsuzluğuna, aşkın
sıcaklığına…
Söylemedin ki…
“Sen benim rüyams ın” değil de
“Gerçekle şen rüyamsın” deseydin;
Uza ğında da olsam yaşatırdım bu gerçeği sende,
rüya olmaktan çıkarırdım bizi…
Söylemedin ki…
“Sen benim e ş ruhumsun” değil de,
“Sen asl ında Bensin” deseydin…
Yoklu ğunda bile devam ettirirdim sen olmayı,
kendimi unutmak olsa da sonu…
Söylemedin ki…
Seni Seviyorum ” değil de,
“Seni hep sevece ğim” deseydin,
Yalan da olsa sevgin, hiç dönmeyecek olsan da
inan ırdım bana bir gün döneceğine…
Beklerdim ömrümün sonuna kadar
gelmeyi şlerini…
Söylemedin ki…
Seni çok özlüyorum ” değil de “Seni özlemek bile
güzel” deseydin;
Ayr ı da olsak inanırdım beni her dem yüreğinde
yaşattığına, ne kadar uzak olsak da hep yüreğinde
yaşayacağıma …
Söylemedin ki…
Sen benim için çok özelsin ” demeseydin de;
“Özel olan her şey sende saklı” deseydin;
Kendimi şimdi böyle basit hissetmezdim, söylediğin
hakaretlerin altında bu denli ezilmezdim …
Söylemedin ki…
Bir gün bitecek ” demeseydin de
“Asl ında seni hiç sevmemişim” deseydin ;
En az ından delikanlı biri yaşatırdım yüreğimde…
Seni bana kendini tan ıttığın gibi değil de, benim
tanımak istediğim,
O cesur, o gerçekçi, o mücadeleci, o sıcak, o delim
kalsaydın benliğimde…
Ama yapamadın ki…
Yapmadın ki…
Söylemedin ki,.,..
devamı ..
|
yorum ( 0 ) |
05.11.2008 15:56:16 |
| Kategori: ŞİİRLERİM |
|
|
|
GERÇEK AŞK
Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı… Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu. İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı. Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum. Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu. 'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.' Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki! Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?' Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu. 'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.' 'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?' Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi. Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu. Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı. 'Sevgilim' diye başlıyordu, 'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim. 'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.' 'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.' 'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.' 'ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.' 'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.' 'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin - gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.' 'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.' Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu. Göz yaşlarım mektuba düşüyordu. 'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.' Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi. Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim. Bu gerçek aşktı.
devamı ..
|
yorum ( 0 ) |
13.09.2008 13:25:46 |
| Kategori: ŞİİRLERİM |
|
|
|
|
| Duyurular |
|
|
|