İNANÇ KÜLTÜRÜMÜZ // Tunalımın İnanç Dünyası


Duyurular

''BİZ TÜRK MİLLETİYİZ'' Çözümsüzlük diye bir terim, Müslüman Türkün kitabında olmayan bir ifadedir. Sağlam bir inanç temeline dayanan yüce milletimiz, tarihin en karanlık dönemlerinde, en içinden çıkılmaz badirelerde bile zoru başarmıştır. Hedefe varmak için dağları yol etmiş, denizler aşmış, denizlerin bittiği yerde gemileri karadan yürütmüş, yüzlerce kilo ağırlığında top mermisini tek başına namluya sürmüş, birkaç saniye sonra öleceğini bile bile düşmanın üzerine atlayacak kadar ölüme susamış bir milletin evlatlarıyız. Ondandır ki bizim kitabımızda çözümsüzlük yoktur. Çarelerin bittiği sanıldığı bir anda ölürüz ama, yeniden doğarız. ''Biz Türk Milletiyiz.''

Şimdi herkes kendi halini düşünsün, kendi halini sorgulasın, vatan sevgisini millet sevgisini kendi menfaatinden ne kadar üstün tutup tutmadığını! Etrafında cereyan eden olumsuzluklara kendi menfaatinin kesilmesinden mi yoksa bilmediğinden mi sessiz kaldığını düşünsün! Kendi sorgusunun sonunda; eksik kalan yönlerini tamamlaması ve gerekli gayretleri yerine getirmesi vatanın ve milletin selameti için çok önemlidir. Unutmayalım ki; “Doğusundan batısına bu vatan bizimdir.” Tunalım... NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE-Tunalım...

Menüler

Diğer Siteler

    Arkadaşlarım

Sayaç

  • 59906
tunalim // İNANÇ KÜLTÜRÜMÜZ
TÜKÜRELİM EHL-İ SALİB'İN O HAYASIZ YÜZÜNE!..

 

Milli şairimizin yüzüne tükürülmesini istediği Ehl–i Salib kimdir? Geçen yüz yıl içinde yüzüne tükürülmesini affettirecek bir iyileşme, bir ehlileşme göstermiş midir?
Hemen söyleyelim ki; ecdadımızın bu ifade ile kastettiği haçlı dünyasıdır ve geçen süre içinde bin kat daha fazla yüzüne tükürülmesi gereken cinayetlere imza atmıştır.
Bazıları dindar Hıristiyanlardan, onlarla ittifaktan, onların tasaffisinden falan söz ediyor, bu kadar saf olmaya ya da Müslümanları bu kadar aptal yerine koymanın adına ne denir bilemiyorum fakat; İslam’ın ve Müslümanların baş düşmanı, can düşmanı olduklarını kimse inkar edemez. Kur’an’ın bir çok ayetinde işaret edildiği gibi, Yahudi ve Hıristiyanlar kendi aralarında ihtilafa düşseler bile her dönemde Müslümanlar aleyhine birleşmişlerdir.
Bugün bile Onbir Eylül tiyatrosunun sahnelenmesi, ardından Afganistan işgali, onun ardından Irak’ın işgali, her iki işgalde de bir milyondan fazla Müslüman’ın katledilmesi haçlı–siyonist ortak senaryosudur ve ortaklaşa sahnelenmesidir.
Ecdadımızın canı yandığı için, nice canlarını, ciğerparelerini onların saldırılarında kaybettikleri için, bizzat tecrübelerden hareketle aman dikkat diyor!
Sadece şu iki mısra kulaklara küpe yapılmış olsaydı bir çok kayıptan kurtulacaktık ve bir çok şey kazanacaktık. Akif dedemiz ip ucu veriyor torunlarına:
“Tükürün Ehl–i Salib’in o hayasız yüzüne!
Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!”
Ehl–i Salib bir kere hayasızdır, utanma, sıkılma gibi hasletlerden uzaktır. Sudan bahanelerle, ipe–sapa gelmez gerekçelerle Müslüman yurdunu işgal eder, talan eder, katleder ve gerekçelerinin tamamının yalan olduğunun ortaya çıkmasından zerre kadar utanmaz ve yine pişkinliğe verir, hayasızcasına “Irak işgali iyi bir yatırım oldu” der ve sırıtır.
AB macerası, kara sevdası, onların sözlerine asla ve asla güvenilmemesi gerektiğini tecrübe ile ortaya koydu. Dedemizin ikazına kulak verilseydi, “tükürün onların asla güvenilmez sözüne” uyarısı dikkate alınsaydı, her defasında AB bizi aldattı feryatları yükselmeyecekti.
Burada dikkate şayan bir noktanın altını çizmek istiyorum; aynı tarihlerde yaşamış, aynı felaketlere şahit olmuş, o günün münevverlerinden iki insandan biri;
“Tükürün Ehl–i Salib’in o hayasız yüzüne
Tükürün onların asla güvenilmez sözüne” derken, haçlı dünyasının hayasızlığına, gaddarlığına, İslam düşmanlığına dikkat çekerken, bir diğeri, Hıristiyanların mazlumlarının şehit hükmünde olduğunu, Hıristiyanlarla ittifak edilmesi gerektiğini söylüyor. Sizce de dikkat çekici bir nokta değil mi?
Akif dedemiz, başka şeylere de tükürün diyor:
“Ey bu toprakta birer na’ş–ı perişan bırakıp,
Yükselen, mekib–i ervah! Sakın arza bakıp;
Sanmayın: şevk–i şehadetle coşan bir kan var…
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!
Bakmayın, hem tükürün çehre–i murdarımıza!
Tükürün: belki biraz duygu gelir arımıza!
Tükürün cephe–i lakaydına Şark’ın tükürün!
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın tükürün!
Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahpelere!
Tükürün Ehl–i Salib’in o hayasız yüzüne
Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!
Medeniyet denilen maskara mahluku görün:
Tükürün maskeli vicdanına asrın tükürün!”
Milleti alçakça vuran darbelerin güncellerinden sayabilirsiniz; milletin beş paraya muhtaç edilişi, küresel tefecilerin insafına terk edilişi, tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan kamu mallarının, seksen yıllık birikimlerin özelleştirme adı altında yine bu milletin ve bu vatanın can düşmanlarına peşkeş çekilişini… liste uzayıp gidiyor. Alkış dağıtan kahpeleri güncelleme işini de size bırakıyorum. Saygılarımla...Tunalım.




devamı ..

yorum ( 0 )
05.08.2007 11:40:24
Kategori: İNANÇ KÜLTÜRÜMÜZ