ÜLKEMİZDE UYGULANAN SİYASET // Tunalımın İnanç Dünyası


Duyurular

''BİZ TÜRK MİLLETİYİZ'' Çözümsüzlük diye bir terim, Müslüman Türkün kitabında olmayan bir ifadedir. Sağlam bir inanç temeline dayanan yüce milletimiz, tarihin en karanlık dönemlerinde, en içinden çıkılmaz badirelerde bile zoru başarmıştır. Hedefe varmak için dağları yol etmiş, denizler aşmış, denizlerin bittiği yerde gemileri karadan yürütmüş, yüzlerce kilo ağırlığında top mermisini tek başına namluya sürmüş, birkaç saniye sonra öleceğini bile bile düşmanın üzerine atlayacak kadar ölüme susamış bir milletin evlatlarıyız. Ondandır ki bizim kitabımızda çözümsüzlük yoktur. Çarelerin bittiği sanıldığı bir anda ölürüz ama, yeniden doğarız. ''Biz Türk Milletiyiz.''

Şimdi herkes kendi halini düşünsün, kendi halini sorgulasın, vatan sevgisini millet sevgisini kendi menfaatinden ne kadar üstün tutup tutmadığını! Etrafında cereyan eden olumsuzluklara kendi menfaatinin kesilmesinden mi yoksa bilmediğinden mi sessiz kaldığını düşünsün! Kendi sorgusunun sonunda; eksik kalan yönlerini tamamlaması ve gerekli gayretleri yerine getirmesi vatanın ve milletin selameti için çok önemlidir. Unutmayalım ki; “Doğusundan batısına bu vatan bizimdir.” Tunalım... NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE-Tunalım...

Menüler

Diğer Siteler

    Arkadaşlarım

Sayaç

  • 59923
tunalim // ÜLKEMİZDE UYGULANAN SİYASET
LÜTFEN BİR DAKİKANIZI AYIRIN,BİR DAKİKADA AYIKIN!..
Vaktiniz kıymetlidir, biliyorum.
İnsanın nefesi sayılı, ömrü sınırlıdır. Ancak 1 dakikanızı
Vatanımız, namusumuz ve geleceğimiz adına “1 dakikalık muhasebe”yi öneriyorum.
Sade, açık ve net üç–beş soruyu kendimize soralım.
Hangi görüşten olursak olalım… Bu güne kadar hangi parti çatısı altında olursak olalım; “1 dakikalık muhasebe” yapmamız şart.
Şöyle bir düşünelim…
Ecnebiler, bölgemizde diledikleri gibi at oynatıyorlar mı?!
El–cevap, “evet”. Bu soruya herkes “evet” cevabı veriyor.
Türkiye’miz, kuşatma altında mı? Etrafımız ateş çemberiyle çevrili mi?
El–cevap, “evet”. Bu soruya da herkesin ortak cevabı “evet”.
Bu cadı kazanını kimler kaynatıyor?! Kimler bölgemizi ateşe veriyor? Bölgemizin can, mal, namus, akıl ve din emniyetini yok ediyor?
El–cevap, ecnebiler. Yani, AB, ABD, İsrail, IMF, Vatikan, Moon ve sair “küresel odaklar”.
Bu cevaplarda da hemfikir miyiz? Hemfikiriz…
Hayır, değiliz diyen var mı? Yok… İttifakla hemfikiriz.
80–90 sene önceki Kurtuluş Savaşımızda, 1974 Kıbrıs Barış Harekatımızda, Hicaz’da, Trablusgarp’ta, Balkanlar’da bu ecnebilerle kapıştık mı? Bunlarla boğuştuk mu?!
El–cevap, boğuştuk… Boğuşmadık, diyen varsa beri gelsin… Boğuşmadık diyen yok.
Konu farklı bir noktaya kaymış gibi olsa da, kaymaz; şunu sorayım: Karakteri sokmak ve zehirlemek olan yılanla, Kobra’yla yatağa girilir, arkadaşlık yapılır mı? El–cevap, yapılmaz.
Tarihten bugüne, fırsat bulduğu an yüce milletimizi ve bölge insanını sokmak isteyen bu “ecnebiler” bir nevi zehirli yılan karakterli değil mi? Eyvallah... Herkesten eyvallah.
O halde bunlarla ilişkilerimizi tedbirle ve basiretle dizayn ve koordine etmek gerekmez mi?
Elbette… Elbette gerekir. Herkes bu bağlamda hemfikir.
Bunlarla tek taraflı sevdalık yapmak, bunların stratejik ortağı olmak, bunların aklına meftun olmak, kendi hayati meselelerimizde bunlardan akıl devşirmek, bunların aklıyla “devlet politikaları”mızı oluşturmak, bunların güdümüyle yerel–bölgesel ve küresel vaziyet almak akıl kârı mı?!
El–cevap, akıl kârı değil… Yılanla, sürekli aynı yatağı paylaşmak gibidir.

Ekonomide, iç siyasette, dış politikada, askeri alanda başımıza çuval geçiren bunlar değil mi?! AB, ABD, IMF, Vatikan ve sair odaklar değil mi… Türkiye’mizi bölmeye kalkışan, vatanımızın ve milletimizin bütünlüğünü dağıtmaya çalışan, başımıza PKK terörü belasını saran, gençlerimizi ayartarak kimliğinden, kişiliğinden ve dininden eden, etnik parselasyonlar yapmaya kalkışanlar bu “ecnebiler” değil mi? İşletmelerimize, topraklarımıza ve kaynaklarımıza çullanan bunlar değil mi?!
El–cevap, “bunlar…”
Bunların içerideki ortakları kimler?! Hangi parti AB’ci, ABD’ci, IMF’ci, Vatikancı–Mooncu?!
Üç–aşağı beş yukarı hepsi… Atatürkçü, milliyuetçi, dindar, muhafazakar, demokrat, sosyal demokrat kılığında ne kadar partimiz varsa; ya AB’ci, ya Amerikancı, ya IMF’ci, ya Moon veya Vatikan seanslarından geçmiş.
İftira mı; hayır, asla… Doğru mu, doğru.
Hepsi tescilli, hepsinin mazileri ve şecereleri ortada… Kimi gönülden bunlara bağlı, kimi bunların stratejik ortağı, kimi çaresizlik ve çözümsüzlükten bunların suyuna kapılmış, kimi iş bilmezlikten… Ama bir gerçek var; partilerimizin tamamı bunların aklına göre yelken açıyor.

Başa dönüp soralım; bu ecnebilerin aklına göre siyasi yelkenler açanların, milletimize bir faydası olur mu? El–cevap, olmaz… Olamaz. O halde çare ne?!
Çare, ne AB, ne ABD, ne IMF; tek çözüm Bağımsız Türkiye diyen BTP’de buluşmak… Ama bu günlerde bu sloganları vatandaşlarımızı meydanlara döken CHP ve sair partiler de kullanıyor?! Sadece kullanıyorlar; yani istismar ediyorlar o kadar… Sloganlarının altı boş içi kof… Milli bir çözümleri, milli bir modelleri, milli bir reçeteleri olmadığı halde; “toplumun teveccüh ettiği milli modeli bulunan olan gerçek Bağımsız Türkiye adresi”nin üstünü örtmek için çabalıyorlar.
Bu sebeple, “Bu meydanlara gelenler CHP’ye, gelmeyenler AKP’ye oy versinler” diye açık açık “hariçten güdümlü yönlendirme” yapıyorlar. Bu yönlendirme ifadeleri, foyalarını ortaya koyuyor.

Türkiye üzerindeki eller, “milli irade”nin “milletimizin iradesi istikametinde tecelli etmesi”nin önüne geçmek, böylece TBMM’yi tekrar AB, ABD, IMF ve Vatikan’ın taleplerini karşılayan bir koltuk düzeneğine çevirmek istiyorlar.
Bu oyunu bozmak gerekmez mi?!
Vatanımız, namusumuz, kaynaklarımız, huzur ve geleceğimiz adına bu “oyunu bozmak” gerekir. Aksi halde yokluktan yokluğa, yok oluştan yok oluşa sürüklenir, başımız beladan kurtulmaz… Doğru mu?... El–cevap, doğru.
Aklın yolu bir; bu sefer çözümü olan, projesi olan, milli duruşu olan, hesabı–kitabı ve bilimsel donanımlı projeleri gün gibi açık olan “milli adres”te 70 milyon ittifak etmek.
“Bu sefer BTP” diyenlerin adı, vatanına, milletine, kaynak ve değerlerine delikanlı gibi sahip çıkan Türk evlatları olarak geçecektir.
“1 dakikalık” bu muhasebe bile kendimizi, ülkemizi ve bölgemizi kurtarmak için yeter de artar bile…

M.Emin Koç...Tunalım..


devamı ..

yorum ( 0 )
28.07.2007 13:03:55
Kategori: ÜLKEMİZDE UYGULANAN SİYASET