Bu sabah şafak vakti ile yapılan operasyonları iyi incelemek lazım. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk,Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Gazeteci Adnan Akfırat, İş adamı İbrahim Benli ve Perinçek'in koruması Yusuf Beşerik gözaltına alındı.
AP'nin Türkiye Rapor Taslağı açıklandı. Raporda, Ergenekon soruşturmasının Ordu'yu da kapsaması talimatı veriliyor. "Bu şebekenin devlet içindeki bağlantıları tam anlamıyla gün yüzüne çıkarılmalı". Raporda ayrıca askerin cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında müdahale etmek istediği, müdahale girişimlerine karşı demokrasinin galip gelmesinin memnuniyet verici olduğu da belirtiliyor.
Fehmi Koru'nun belirttiği üzere, 5 Kasım 2007 günlü Bush-Tayyip Erdoğan görüşmesinde kararlaştırılmıştır (Kanal 7 televizyonunun 28 Ocak 2008 tarihli haber bülteninde canlı yayın konuğu olarak açıklaması ve Yeni Şafak, 1 Şubat 2008 günlü yazısı). İstanbul C. Savcısı Zekeriya Öz, 2000 yılında CIA'ya bağlanan Tuncay Güney'e verdirilen uydurma ifadeleri, yedi yıl sonra soruşturma konusu haline getirmiştir.
Basın organlarında açıkça yazıldığına göre, İstanbul Savcısı Zekeriya Öz, Ergenekon soruşturmasını Tuncay Güney'in 2 Mart 2001'de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şubesi'nde verdiği ifade ve teslim ettiği bazı belgelere dayandırmaktadır.
Tuncay Güney, o tarihten beri yedi yıldır New York Institutes gibi CIA denetimindeki paravan kurumlarda görev yapmaktadır. New York Institutes'ün internet sitesini açanlar, orada Tuncay Güney isminin karşısında İngilizce olarak Genel Yayın Yönetmeni sıfatını göreceklerdir.
Tuncay Güney, sekiz yıl önce, 2000 yılında CIA tarafından ele geçirilmiş, kendisine o zaman 10 yıllık ABD vizesi verilmiş, uydurma ifade vermesi sağlandıktan sonra ABD'ye yerleştirilmiştir.
Ergenekon soruşturmasının yedi yıl sonra ısıtılıp yeniden gündeme getirilmesindeki zamanlama, tertibin amacını da ele vermektedir.
"Ergenekon Operasyonu", Türk Ordusu'na karşı Şeminli'de başlayan uygulamalar dizisinin son halkası ve doruğudur.
Fethullahçı Gladyo, havadan ve karadan sınır ötesi harekât hazırlayan Türk Silahlı Kuvvetleri'ni içerden vurmak için harekete geçirilmiştir. Ordu'nun dış cephedeki Güneş Harekâtı'na iç cephede Hançer Harekâtıyla cevap verilmiştir. Bu cepheleşmenin geleceğe uzanan boyutu, daha da önemlidir. ABD, sınır ötesi harekâtın karşısına dikilmiştir ve Türkiye'nin PKK ile masaya oturmasını istemiştir. ABD Kara Kuvvetleri Komutan Yardımcılığına atanacağı belirtilen, "Çuvalcı General" Korgen. Raymond Odierno, bugün gazetelerde yer alan habere göre, "PKK ile müzakerelere başlanması" gerektiğini söylemiştir (Vatan, 6 Mart 2008).
Siyasal çözüm adı altında Güneydoğu bölgesinin özerkleştirilmesi ve PKK'nın Meclisteki grubunun güçlendirilmesi planı yürütülmektedir. Bu planın karşısına dikilen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve başta İşçi Partisi olmak üzere diğer millî güçlerin direncinin kırılması için, iki araç devreye sokulmuştur. Biri türban savaşıdır; diğeri "Ergenekon Operasyonu
O yüzden bugünkü "tertibin" iyi anlaşılır olması bakımından şunu söylemek lazım. Türkiye iki cepheye bölünmüştür AB ve ABD'den yana olanlar diye diğer cephe ise Türkiye'nin tam bağımsızlığını savunan ulusalcı cephedir. Ya Türkiye BOP'ta parçalanacak yada tam bağımsızlığını elde edecek.